l—pontalis: ben biraz huzursuzluk seziyorum. burada simgesel ile imgeselden çok söz edip gerçek’ten pek etmiyoruz. son sorular gösteriyor ki gerçeği biraz kaybetmişiz. colette audry çarpıcı bir şey söyledi – neyse ki oidipus sonunda öğrendiğini çok erken öğrenmedi, çünkü sonuçta ömrünü doldurması gerekiyordu. başta gerçek olarak kabul ettiğimiz bir yığın şeyin –özne-ben’in bir yeri temsil ettiği– bir ağ içinde, birden çok girişi olan bir sistem içinde olduğunu görmek pek güzel. bütün bu boyutlar arasında bir harekette değilse nerededir gerçeklik? bir başka deyişle, arzunun tanınmasının birtakım dolayımlardan, avatarlardan, imgesel oluşumlardan, simgesel düzeyde görmezden ya da bilmezden gelmelerden geçmesi gerekiyor. kısacası, sizin gerçeklik dediğiniz bu mu?
kuşkusuz. herkesin gerçeklik dediği, bu.
l—pontalis: yine de gerçeklikte, şey olarak değilse de kategori, norm olarak diğer düzeylerde olmayan fazladan bir şey var. gerçeklik simgenin toplamı değildir.
size bir soru sorayım. aşkın sevilen kişinin gerçek nitelikleri ya da kusurları nedeniyle akamete uğramasının ne kadar ender olduğunu fark etmiş miydiniz?
l—pontalis: hayır diyebileceğimden emin değilim. bunun geriye bakılınca görülen bir yanılsama olmadığından emin değilim.
ender dedim zaten. aslında, bu konuya gelince, bunlar bahane cinsinden şeyler olmalı. gerçekliğe dokunulduğuna inanmak istiyoruz.
l—pontalis: ama bunun sonuçları çok öteye uzanıyor. doğru bir tasavvurun hiç olmadığı, sürekli bir düzeltmeden öbürüne, bir seraptan öbürüne gittiğimiz anlamına geliyor.
s.272—
jacques lacan
freud’un teorisinde ve psikanalizin tekniğinde ben
seminer 2. kitap (1954-1955)
türkçesi: savaş kılıç
metis yayınları
kuşkusuz. herkesin gerçeklik dediği, bu.
l—pontalis: yine de gerçeklikte, şey olarak değilse de kategori, norm olarak diğer düzeylerde olmayan fazladan bir şey var. gerçeklik simgenin toplamı değildir.
size bir soru sorayım. aşkın sevilen kişinin gerçek nitelikleri ya da kusurları nedeniyle akamete uğramasının ne kadar ender olduğunu fark etmiş miydiniz?
l—pontalis: hayır diyebileceğimden emin değilim. bunun geriye bakılınca görülen bir yanılsama olmadığından emin değilim.
ender dedim zaten. aslında, bu konuya gelince, bunlar bahane cinsinden şeyler olmalı. gerçekliğe dokunulduğuna inanmak istiyoruz.
l—pontalis: ama bunun sonuçları çok öteye uzanıyor. doğru bir tasavvurun hiç olmadığı, sürekli bir düzeltmeden öbürüne, bir seraptan öbürüne gittiğimiz anlamına geliyor.
s.272—
jacques lacan
freud’un teorisinde ve psikanalizin tekniğinde ben
seminer 2. kitap (1954-1955)
türkçesi: savaş kılıç
metis yayınları