"düşünce çoktan yok olmuşken, şeyler işlemeyi sürdürür. (…) örneğin, ilerleme düşüncesi yok oldu, ama ilerleme sürüyor."

- o -

“cinsellik artık yalnızca cinsellikte değil, başka her yerdedir. politika politikada değildir artık, tüm alanlara mikrobunu saçmaktadır:

ekonomi, bilim, sanat, spor…

spor da sporda değildir artık; iş hayatında, cinsellikte, politikada genel anlamda performansın üslubundadır.”

- o -

"türlerin karışımı yasası dayatılıyor bize. her şey cinseldir; her şey politiktir; her şey estetiktir; hem de aynı zamanda. her şey politik bir anlam kazandı, özellikle de 1968'den bu yana sadece gündelik yaşam değil; delilik, dil, medya ve hatta arzu bile politik bir anlam kazandı. her şey özgürleşme ve kolektif kitlesel süreçler alanına girdiği ölçüde politikleşiyor. aynı zamanda her şey cinsel hale geldi, her şey arzu nesnesidir."

- o -

"her şey politik olduğunda artık hiçbir şey politik değildir ve politika sözcüğünün anlamı kalmaz. her şey cinsel olduğunda artık hiçbir şey cinsel değildir ve cinsellik tüm anlamını yitirir. her şey estetik olduğunda artık güzel ya da çirkin olan bir şey kalmaz ve sanat da yok olur."

- o -

"…aranılan şey güzellik ya da cazibe değil artık; look (görünüm). her kişi kendi görünümünü arıyor. kendi varoluşunu ileri sürmek artık olanaklı olmadığından, ne var olmayı ne de bakılıyor olmayı dert etmeksizin boy göstermekten başka yapılacak bir şey kalmıyor geriye. varım, buradayım değil; görülüyorum, bir imajım var; bak bana, bak! narsizm bile değil bu; sığ bir dışadönüklük, herkesin kendi görünüşünün menajeri haline geldiği bir tür reklamcı saflığı."

- o -

"batı’nın yaptığı en büyük işin dünyanın ticarileştirilmesi, her şeyi ticaretin yazgısına bırakmış olması olduğu söyleniyor. oysa en büyük iş, dünyanın estetikleşmesi, kozmopolit biçimde sahnelenmesi, görüntüye dönüştürülmesi, göstergebilimsel olarak düzenlenmesi olmalıdır. bizim tanık olduğumuz şey, ticaretin maddi kurallarının ötesinde, reklamlar, medya ve görüntüler aracılığıyla her şeyin bir gösterge sanayisine dönüşmüş olmasıdır. en marjinal veya en sıradan veya en müstehcen şey bile estetikleşiyor, kültürelleşiyor, müzelik hal alıyor. her şey söyleniyor, her şey ifade ediliyor, her şey gösterge gücüne ya da tavrına bürünüyor."

- o -

"eskiden yolculuk yapmak başka bir yerde olmanın ya da hiçbir yerde olmamanın yoluydu. bugün, bir yerde olma duygusunu his-setmenin tek yoludur. kendi evimde, her türlü enformasyonla ve bir yığın ekranla çevrelenmiş olarak, hiçbir yerde değilim artık; ama yine de dünyanın her yerindeyim, evrensel sıradanlığın için-deyim. burası; bütün ülkelerde aynı yerdir. yeni bir kente, ya-bancı bir dile ayak basmak ansızın kendimi burada ve başka hiçbir yerde bulmamdır. beden, bakışını yeniden bulur. imgelerden kurtulmuş beden imgelerine yeniden kavuşur."

jean baudrillard