«Eski Güzel Günler» çalana kadar birbirimizden yaklaşık bir mil uzakta dans ettik. Ancak o zaman, çok yorulmuşçasına çenesini birden başımın tepesine dayadı. Sonra, gecenin üçünün soğuk, karanlık rüzgârında, çok ağır adımlarla, kaldığım eve kadar olan beş millik yolu yürüdük. Bu evde, geceliği iki dolar olan birçok doğru dürüst yataklı evden farklı olarak, oturma odasında boyuma kısa gelen bir kanepe üzerinde yalnızca elli sent ödeyerek kalıyordum.
Donuk ve bezgin hissediyordum kendimi. Düşlerim paramparça olmuştu.
Buddy'nin o hafta sonu bana âşık olacağını ve artık yıl boyunca cumartesi akşamları ne yapacağımı düşünüp kaygılanmama gerek kalmayacağını düşlemiştim hep. Tam kaldığım eve yaklaştığımız sırada Buddy, «Haydi kimya laboratuvarına çıkalım,» dedi.
Şaşkınlıktan dilimi yutacaktım. «Kimya laboratuvarı mı?»
«Evet.» Buddy elime uzandı.
«Kimya laboratuvarının arkasından çok güzel manzara görünüyor.»
Gerçekten de kimya laboratuvarının arkasındaki tepelik bir yerden New Haven'deki birkaç evin ışığı görünüyordu.
Buddy engebeli toprakta ayağını basacak sağlam bir yer ararken ben de hayran hayran ışıkları seyrediyormuş gibi yapıyordum. Beni öptüğü sırada da gözlerimi açık tutup ışıkların dağılımını bir daha hiç unutmamacasına ezberlemeye çalıştım.
Sonunda Buddy geri çekilerek, «Vay!» dedi.
«Vay ne?» dedim şaşkınlıkla. Kupkuru, insanı esinlendirmeyen bir öpücüktü. O soğuk rüzgârda beş mil yürümekten dudaklarımızın çatlamış olmasının hiç de hoş olmadığını düşünmüştüm yalnızca.
«Vay, seni öpmek harika bir şey!»
s.63—64
Sylvia Plath
Sırça Fanus
Türkçesi: Handan Saraç
Can Yayınları
Donuk ve bezgin hissediyordum kendimi. Düşlerim paramparça olmuştu.
Buddy'nin o hafta sonu bana âşık olacağını ve artık yıl boyunca cumartesi akşamları ne yapacağımı düşünüp kaygılanmama gerek kalmayacağını düşlemiştim hep. Tam kaldığım eve yaklaştığımız sırada Buddy, «Haydi kimya laboratuvarına çıkalım,» dedi.
Şaşkınlıktan dilimi yutacaktım. «Kimya laboratuvarı mı?»
«Evet.» Buddy elime uzandı.
«Kimya laboratuvarının arkasından çok güzel manzara görünüyor.»
Gerçekten de kimya laboratuvarının arkasındaki tepelik bir yerden New Haven'deki birkaç evin ışığı görünüyordu.
Buddy engebeli toprakta ayağını basacak sağlam bir yer ararken ben de hayran hayran ışıkları seyrediyormuş gibi yapıyordum. Beni öptüğü sırada da gözlerimi açık tutup ışıkların dağılımını bir daha hiç unutmamacasına ezberlemeye çalıştım.
Sonunda Buddy geri çekilerek, «Vay!» dedi.
«Vay ne?» dedim şaşkınlıkla. Kupkuru, insanı esinlendirmeyen bir öpücüktü. O soğuk rüzgârda beş mil yürümekten dudaklarımızın çatlamış olmasının hiç de hoş olmadığını düşünmüştüm yalnızca.
«Vay, seni öpmek harika bir şey!»
s.63—64
Sylvia Plath
Sırça Fanus
Türkçesi: Handan Saraç
Can Yayınları