yüzeybilim fragmanlar – tabutmag forum
Rizomatik varoluş bizi doğrudan Virginia'ya götürüyor: İşte şizo bir rüya anlatısı:

“Bir çöl var. Ama yine de 'bir çöldeyim' diyebilmem mümkün değil, ya da hiçbir anlam taşımıyor. Panorama halinde bir çöl görüntüsü... ama ne trajik ne de ıssız bir çöl. Bir çöl olması yalnızca turuncu renginden ve gölgesiz, parlak güneşten geliyor. İçinde hiç te sakin olmayan kalabalıklar var; bir arı öbeği, bir futbol takımı ya da bir Tuareg grubu. Ben kalabalığın kıyısında, çevredeyim; ama ona aitim, uçlarımdan biriyle, bir el ya da ayakla ona bağlıyım. Biliyorum ki çevre durabileceğim tek yer... biliyorum ki kalabalığın ortasına düşmeye kendimi bıraktığım anda yok olacağım. Ama kalabalığı terk ettiğim ya da onu başını alıp gitmeye bıraktığım anda da yok olacağımı biliyorum. Bu konumda durmak hiç kolay değil, hatta inanılmaz ölçüde zor. Çünkü bu varlıklar sürekli hareket halindeler ve hareketleri önceden tahmin edilemiyor ve belli bir ritimleri de yok. Dönüp duruyorlar, kuzeye gidiyorlar, sonra aniden, batıya yöneliyorlar. Kalabalıktaki bireylerden hiçbiri diğerine göre aynı konumda kalmıyor asla. Bu yüzden ben de sürekli bir hareket içindeyim; bütün bunlar çok büyük bir gerilim yükü taşıyor, ama aynı zamanda bana çok güçlü, neredeyse karşı durulmaz bir mutluluk duygusu da veriyor...”

Fanny Deleuze'ün bu rüyası Virginia'nın rizomunun macerasına ne kadar da benziyor: Kalabalıktan tümüyle ayrı olmakla birlikte tümüyle onun bir parçası olmak; onun eşiğinde durmak... Virginia ile gezintiye çıkmak ve onun gibi, hiçbir zaman “ben şuyum ben buyum” dememek!

syf•360—361

Ulus Baker
Yüzeybilim — Fragmanlar

Derleyen: Ege Berensel
iletişim Yayınları