"bir buddha koanı şöyle der: “usta, öğrencinin başını uzun zaman suyun altında tutar; yavaş yavaş su kabarcıkları seyrekleşir; son anda, usta öğrenciyi çıkarıp yeniden canlandırır: gerçeği, havayı istediğin gibi istediğin zaman, evet, işte o zaman bileceksin onun ne olduğunu.”

ötekinin yokluğu başımı suyun içinde tutuyor; yavaş yavaş, boğuluyorum, havam azalıyor: bu boğulmayla “gerçeğimi” yeniden kuruyor ve aşkın başaçıkılmazlığı'nı hazırlıyorum."
"5. "aşık mıyım? — evet, beklediğime göre." öteki hiç mi hiç beklemez. bazı bazı beklemeyen kişiyi oynamak isterim; başka bir yerde oyalanmayı, geç gelmeyi denerim; ama her za-man yenilirim bu oyunda: ne yaparsam yapayım, boşuna, tam zamanında, hatta saatinden önce, orada olurum.

aşığın kaçınılmaz kimliği yalnızca budur: ben bekleyenim."