bir hüzün güncesi – tabutmag forum
acı çekmek.

bunun itirafım olarak kabul edilmesini isterdim.

i̇nsanın acı çekmesinin sınırı yoktur. “artık denizin dibine değdim, artık daha derinlere inemem,” diye düşündüğünde, insan daha derinlere iner. böylece sonsuza dek sürer bu. geçen yıl i̇talya’da şöyle düşünmüştüm: bir adım ötesi ölümdür. ama bu yıl öylesine çok daha korkunç geçti ki, casetta’ yı sevgiyle düşünüyorum şimdi! acı çekmenin ucu bucağı yoktur, sonsuza dek sürer gider. sonsuz işkencedir; bir sancıdır. bedensel acı çocuk oyuncağıdır. i̇nsanın göğsünün kocaman bir taşla ezilmesi - insan gülebilir buna!

acının üstesinden gelinebileceğine olan inancımın bir izini bırakmaksızın ölmek istemiyorum. çünkü inanıyorum buna. ne yapmalıyım? jack’in, “ötesine geçmek” dediği şey söz konusu olamaz. yapay bir şey bu.

boyun eğmeli kişi. direnmemeli. kabullenmeli acıyı. ezilmeli altında. tam anlamıyla kabul etmeli. yaşamın bir parçası kılmalı onu.

yaşamda, gerçekten kabul ettiğiniz her şey bir değişikliğe uğrar. böylece acı da sevgiye dönüşmeli. gizem burada. yapmam gereken şey bu. boşa çıkan kişisel sevgiden daha büyük sevgiye geçmeliyim. ona verdiğimi yaşamın bütününe vermeliyim. şu andaki acı geçecek - öldürmezse eğer.

sürmeyecek.

s.242—

katherine mansfield
bir hüzün güncesi

türkçesi: şadan karadeniz
can yayınları
Sonu Gelmez Soru

Bir kez daha Sonu Gelmez Sorumu soruyorum kendi kendime. Yaratma ânını benim için öylesine güç kılan nedir? Şu anda oturup kafamda tümü de yazılmış, tümü de hazır öykülerin bazılarını yazsam, günlerce sürer. Öylesine çok öykü var ki. Oturup kafamda evirip çeviriyorum onları, bitkinliğimi yensem, elime kalemi alsam (sözcük bakımından öylesine kusursuzlar ki) kendi kendilerini yazar bu öyküler. Ama eyleme geçme sorunu bu. İçinde yazacak bir yerim, üstünde yazacak bir masam yok - sandalye rahat değil - gene de şu anda yakınırken bile, içinde yazacağım yer buymuş, üstünde oturacağım sandalye buymuş gibi geliyor bana. Peki, yazmak istemiyor muyum? Tanrım! Tanrım! Tek dileğim -tek mutlu işim- bu. Daha dün düşünüyordum - şu andaki sağlık durumum bile büyük bir kazanç benim için. Her şeyi öylesine zengin, öylesine önemli, öylesine özlenir kılıyor ki... İnsanın bakış açısını değiştiriyor.

...İnsan, küçük, hasta, uzaklarda bir yatak odasındayken, dışarıda olup biten her şey olağanüstüdür... Alors* ben hep o uzak yatak odasındayım. Bu kez Londra'da, yalnızca olağanüstü -inanılmaz güzellikteki şeyleri görmemin nedeni bu mu?

* (Fr.) işte (Ç.N.)

s.156—

Katherine Mansfield
Bir Hüzün Güncesi

Türkçesi: Şadan Karadeniz
Can Yayınları