bir hüzün güncesi – tabutmag forum
acı çekmek.

bunun itirafım olarak kabul edilmesini isterdim.

i̇nsanın acı çekmesinin sınırı yoktur. “artık denizin dibine değdim, artık daha derinlere inemem,” diye düşündüğünde, insan daha derinlere iner. böylece sonsuza dek sürer bu. geçen yıl i̇talya’da şöyle düşünmüştüm: bir adım ötesi ölümdür. ama bu yıl öylesine çok daha korkunç geçti ki, casetta’ yı sevgiyle düşünüyorum şimdi! acı çekmenin ucu bucağı yoktur, sonsuza dek sürer gider. sonsuz işkencedir; bir sancıdır. bedensel acı çocuk oyuncağıdır. i̇nsanın göğsünün kocaman bir taşla ezilmesi - insan gülebilir buna!

acının üstesinden gelinebileceğine olan inancımın bir izini bırakmaksızın ölmek istemiyorum. çünkü inanıyorum buna. ne yapmalıyım? jack’in, “ötesine geçmek” dediği şey söz konusu olamaz. yapay bir şey bu.

boyun eğmeli kişi. direnmemeli. kabullenmeli acıyı. ezilmeli altında. tam anlamıyla kabul etmeli. yaşamın bir parçası kılmalı onu.

yaşamda, gerçekten kabul ettiğiniz her şey bir değişikliğe uğrar. böylece acı da sevgiye dönüşmeli. gizem burada. yapmam gereken şey bu. boşa çıkan kişisel sevgiden daha büyük sevgiye geçmeliyim. ona verdiğimi yaşamın bütününe vermeliyim. şu andaki acı geçecek - öldürmezse eğer.

sürmeyecek.

s.242—

katherine mansfield
bir hüzün güncesi

türkçesi: şadan karadeniz
can yayınları