Sonu Gelmez Soru
Bir kez daha Sonu Gelmez Sorumu soruyorum kendi kendime. Yaratma ânını benim için öylesine güç kılan nedir? Şu anda oturup kafamda tümü de yazılmış, tümü de hazır öykülerin bazılarını yazsam, günlerce sürer. Öylesine çok öykü var ki. Oturup kafamda evirip çeviriyorum onları, bitkinliğimi yensem, elime kalemi alsam (sözcük bakımından öylesine kusursuzlar ki) kendi kendilerini yazar bu öyküler. Ama eyleme geçme sorunu bu. İçinde yazacak bir yerim, üstünde yazacak bir masam yok - sandalye rahat değil - gene de şu anda yakınırken bile, içinde yazacağım yer buymuş, üstünde oturacağım sandalye buymuş gibi geliyor bana. Peki, yazmak istemiyor muyum? Tanrım! Tanrım! Tek dileğim -tek mutlu işim- bu. Daha dün düşünüyordum - şu andaki sağlık durumum bile büyük bir kazanç benim için. Her şeyi öylesine zengin, öylesine önemli, öylesine özlenir kılıyor ki... İnsanın bakış açısını değiştiriyor.
...İnsan, küçük, hasta, uzaklarda bir yatak odasındayken, dışarıda olup biten her şey olağanüstüdür... Alors* ben hep o uzak yatak odasındayım. Bu kez Londra'da, yalnızca olağanüstü -inanılmaz güzellikteki şeyleri görmemin nedeni bu mu?
* (Fr.) işte (Ç.N.)
s.156—
Katherine Mansfield
Bir Hüzün Güncesi
Türkçesi: Şadan Karadeniz
Can Yayınları
Bir kez daha Sonu Gelmez Sorumu soruyorum kendi kendime. Yaratma ânını benim için öylesine güç kılan nedir? Şu anda oturup kafamda tümü de yazılmış, tümü de hazır öykülerin bazılarını yazsam, günlerce sürer. Öylesine çok öykü var ki. Oturup kafamda evirip çeviriyorum onları, bitkinliğimi yensem, elime kalemi alsam (sözcük bakımından öylesine kusursuzlar ki) kendi kendilerini yazar bu öyküler. Ama eyleme geçme sorunu bu. İçinde yazacak bir yerim, üstünde yazacak bir masam yok - sandalye rahat değil - gene de şu anda yakınırken bile, içinde yazacağım yer buymuş, üstünde oturacağım sandalye buymuş gibi geliyor bana. Peki, yazmak istemiyor muyum? Tanrım! Tanrım! Tek dileğim -tek mutlu işim- bu. Daha dün düşünüyordum - şu andaki sağlık durumum bile büyük bir kazanç benim için. Her şeyi öylesine zengin, öylesine önemli, öylesine özlenir kılıyor ki... İnsanın bakış açısını değiştiriyor.
...İnsan, küçük, hasta, uzaklarda bir yatak odasındayken, dışarıda olup biten her şey olağanüstüdür... Alors* ben hep o uzak yatak odasındayım. Bu kez Londra'da, yalnızca olağanüstü -inanılmaz güzellikteki şeyleri görmemin nedeni bu mu?
* (Fr.) işte (Ç.N.)
s.156—
Katherine Mansfield
Bir Hüzün Güncesi
Türkçesi: Şadan Karadeniz
Can Yayınları