bilinç tene kuşanınca – tabutmag forum
29 Ağustos, Tanca
[SS 1965 Ağustos'un son günlerini ve Eylül'ün ilk yarısını Fas, Tanca'da Paul ve Jane Bowles'ı ziyaret ederek geçirdi. O dönemde zaten biraz uzaklaştığı Alfred Cheste şehir merkezinde yaşıyordu ve Driss Ben Hussein El Kasri adlı genç bir Faslıyla ilişkisi vardı.]



Ravi Shankar

Paranoyak olmamamın (hatta anti-paranoyak olmamın), kolay güvenmemin, zarar vermediğim insanların (Alfred, 'Edward [Field] - Nadia [Gould]') kötülüklerine her zaman şaşırmamın sebebi: çocukken kendimi ihmal edilmiş, görmezden gelinmiş, algılanmayan biri gibi hissediyordum – belki de Irene'le tanışana kadar, onun haricinde herkesle her zaman böyleydi –

Suçlama, düşmanlık, kıskançlık bile bana 'au fond' ['derinde'] hak ettiğimden daha fazla ilgi görmüşüm duygusu veriyor. Yabancıların, tanıdıklarımın ve iyi davrandığım arkadaşlarımın iyi niyetine güveniyorum çünkü onlar için bana kibarca davranmaktan fazlasını gerektirecek kadar önemli olduğuma inanmıyorum – yani bana bu kadar dikkat ettiklerine. Kıskançlık fantezilerinin konusu olmak... kimim ki ben?

Unutma - Irene geçen yıl varlığımı 'Kate'e söyledi diye ne kadar şaşırmıştım; Alfred'in beni Tanca'ya geldiğimi mektubunda Edward'a bildirecek kadar önemsemesine de şaşırdım.

Alfred'in romanı:

Zaman sırası yok fakat anlatı sıralı

Başkahraman ya da merkezdeki karakter yok, bir grup karakter var.

...

Alfred:

Zorba, baştan çıkarıcı, akıllı, bilge, hain — Tiresias, Oscar Wilde, Isidore: bütün bu özelliklerinin altında bir cümleyi bile tamamlayamayan, soruya cevap veremeyen ya da başkalarının söylediklerini dinleyemeyen histerik, kötü huylu bir çocuk var. Diğer yandan Alfred sürekli bir kâhin arayışında (Aziz Stanislaus, Irene, Edward, Paul Bowles).

Peruğunu yaktı [Chester tamamen tüysüzdü] + küçük penisli olmaktan + hiç pubik kılı olmadığından söz ediyor. Hep korkunç hissetmiş kendini + ama şimdi söylüyormuş bunu, başka bir şeyden söz etmek istemiyor.

Hiç bilge olmuş muydu? Yoksa bilgeliğini yitirdi mi? (Cazibesi gibi o da bir 'numara' mıydı?) Olmayan yerlerde 'anlam' ('simgeler', romans) arıyor. Sahte-sorunlar!

Susan T'nin [aubes, 1969'da kendini Long Island'da denize atarak intihar etti; bedenini SS teşhis etti] de bazen konuşulanlara odaklanamaz çünkü söylenenle + ayaklarının dibindeki yaprak arasındaki bağlantıyı anlamak istiyordur - ve bunu yapamaz.

Sahte-sorunlar!

Hiçbir şey gizemli değil, hiçbir insan ilişkisi. Aşk hariç.

Bugünkü halimle Alfred'e kapılmazdım - hâlâ eskisi gibi olsa bile (+ ki artık değil).

Çünkü artık kendime saygım var.

Her zaman zorbalara kapıldım - benden o kadar da hoşlanmıyorlarsa harika olmalılar diye düşündüm. Beni reddetmeleri bana üstün özelliklerini, beğeni sahibi olduklarını gösterdi. (Harriet, Alfred, Irene)

Kendime saygı duymuyordum. (Kendimi seviyor muydum?)

Şimdi acı çekmek nedir biliyorum artık. Hayatta kalmayı da başardım. Yalnızım – sevgisizim + sevecek kimsem yok – dünyada en korktuğum şey. Dibi gördüm. Ve hayatta kaldım.

Tabii ki sevmiyorum kendimi. (Hiç sevmemişimdir herhalde!) Hayatım boyunca güvendiğim tek insan beni reddetmişken nasıl seveyim - ne kadar sevilebilir olduğumun belirleyicisi, + yaratıcısı yaptığım kişi tarafından. Kendimi derinden yalnız hissediyorum, engellenmiş, itici - daha önce hiç hissetmediğim ölçüde. (Ne kadar kendini beğenmiş + yüzeyselmişim!) Kendimi sevilmeye değmez hissediyorum. Ama içimdeki sevilmeye değmez askere saygım var – hayatta kalmaya, dürüst olmaya, adaletli, onurlu olmaya çabalıyor. Kendime saygı duyuyorum. Bir daha zorbalara asla kapılmayacağım.

...

Rüyalarının Esiri: "bir kâhinin portresi"

Jane [Bowles] + Şerife [Bowles'un Faslı sevgilisi]:

“Tam bir çılgın? Çılgının teki değil mi, Paul?”
“Çenesini hiç kapamıyor!”
“Hizmetkâr muamelesi görmek istemiyor.”
“Kaç yaşında, Paul?”
“Bana biraz daha yaklaşırsa çığlığı basarım.”
“İlkel biri, bilirsin işte.”
“Çirkin gelmiyor mu sana?”
“Onu çok heyecanlandırdın, burada olmana çok heyecanlandı. Her kadın heyecanlandırır onu.”
“Maymunlar gibiler, öyle değil mi?” (Şerife + Muhammed)

Paul + “arkadaşı” (Taksi gelmiş mi diye bakmak üzere aşağıya onu gönderdi).
Gordon [Sager]: “Ona para vermeli miyim?”
Paul: “Verme. Şımartacaksın.”

Bowles'lar
Alfred + Driss
Ira Cohen + Rosalind
Targisti - Brion Gysin
Bob Faulkner (Jane B. + John Latouche, otuzlarının ortasında parlak, genç tipler)
Gordon Sager
Alan Ansen
Alec Waugh + Jermyn Earl'ü, ‘Irving' Havana üzerinden NY'tan geldi
Liz + Dale
Charles Wright + yaşlı ayyaş

(geçmişte: Stein, Djuna Barnes, Bowles, [Allen] Ginsberg, [Gregory] Corso, Harold Norse, Irving Rosenthal)

K-O-B:
Haşhaş-morfin-eroin
Peyote-meskalin-LSD

[Evelyn Waugh'un] Gerileyiş + Çöküş'ünün dünyası + [Ronald] Firbank + [James Purdy'nin] Malcom'u + [Jane Bowles'un] İki Ciddi Hanım'ı gerçekmiş! Böyle insanlar var, bu hayatlar yaşanıyor! Burada (Bowles'lar, Alan Ansen, Gordon Sager, Bob Faulkner, vs, vs.)! Ben hepsini şaka sanmıştım — o saplantıları, kalpsizliği, zalimliği. Uluslararası homoseksüel hayat tarzı - Tanrım, ne büyük delilik + olabildiğine çirkin + mutsuz—.

[Amerikalı yazar] Alan Ansen, bir Sophocles dizesini kullanarak klasik Yunanca bir kelime oyunu yapacak Atina'da ayakkabı boyacısı bir çocuğa. Tanca'daki bu yaz boyunca gereken 300 kitap ve plak geri götürülmeli. ("oğlanlar") için Atina- Tanca ring seferi.

[İngiliz-Amerikalı şair W. H.] Auden gerçekliği (tinsel olarak) kısmen de olsa aşabilen tek yazar mı bu dünyada?

s.113—117

Susan Sontag
Bilinç Tene Kuşanınca
Günlükler, 1964 — 1980

Yayına Hazırlayan: David Rieff
Türkçesi: Begüm Kovulmaz

Everest Yayınları