nokta durağı – tabutmag forum
ruj ruhu

adı —gece değiştiricisi— olan bir melekle anılıyor adım kaç zamandır.

“geceler yarınların negatifleridir” diyor, ne bir harfi var başka, ne bir ünlemi.

eli elime değmedi yüz gündür, ama her gece seviştik onunla. bilemezsin, elleri hiç olmamış ve hiç durmamış bileklerinden akan kan.

i̇kimiz de çok yoksuluz, gecede yalnızca bir kez sevişecek kadar yoksul şehvetimiz. ayrıca korkumuz saklı içimizde; her gece devriyeye çıkan kuzey yıldızı, onu bir adamla görürse tamamen yitirecek kadınlığını.

tanrının kurgularına şaşmamak lazım, kuruntularına da.

bir meleğin vücut hatlarını iyice öğrendim artık. gözlerine dokununca kayboluyor hemen. göğüslerini hissetmiyor. yani bir tespih gibi, o hissetmeyince hiç önemi kalmıyor. yine de dokunuyorum annemin ölü ellerinden medet umduğum gibi.

melekler insanları öpünce canları çok yanıyor.
yine de iki defa öptü beni.
parmak uçlarında bir beraberlik bizimkisi,
otuz yaşlarında topuklu
ayakkabı giymeye çalışan
bir adam gibi hissediyorum kendimi.
gidişimden
korkmuyor değilim,
ama gittiğim şeritte yavaşlamak
daha tehlikeli.

i̇peksi bir teni var bilekleri dışında. en başta içim acımıştı, yanlışlıkla sigara bile uzatmıştım ona. oysa tüm meleklerin bilekleri kanarmış, ne kadar çok kanarsa o kadar az canları yanarmış. o da benim nabzıma şaşırıyor, gülüyor, alay ediyor; o denli hızlı bir saatin içime yerleştirilmiş olmasına ve benim hiç telaşlanmayışıma şaşırıyor.

artık dönemem, bana “git” de demez. dudakları sana benziyor biraz, ama makyaj durmuyor teninde; tanrının kuruntuları…

ama iki sabah öyle bir tat oldu ki ağzımda, keşke onun dudaklarından rujlar yapılsa dünyanın ölümlü ve minyatür kadınlarına…

özge dirik