mutsuzluk zamanlarında mutluluk – tabutmag forum
i̇lişkiler içinde giderek artan özgürlük kısıtlamasına, ağa düşmek denir. çatışmalarını çözemeyen insanlar bu çatışmaları metafizik bir telaş gibi kendi içlerinde taşırlar. i̇çimde küçük bir zayıflık hissedip iç çekiyorum. ama aynı zamanda hiç değilse (hâlâ) düşünebildiğime seviniyorum. bugünlerde radyoda bach'ın bir viyolonsel sonatını dinledim (bach eserleri listesi no: 1008). şimdi fark ediyorum ki bu sonat beni şu an içinde bulunduğum şaşkınlığa sürüklemiş. an itibariyle bir bach sonatı gibi yaşıyorum. hiçbir yere bağlanmadan, öylesine havada süzülerek, buruşmuş bir halde, karanlık, herkes için aşikâr olsa da özünde anlaşılmaz. bitkin olmama rağmen mürver çalılarının gerisine gidip wrede’ye bakıyorum.


halk bahçesinin öbür tarafından bir panayırın gürültüleri geliyor. lunapark aletlerinin sürtünmelerinin, şakırtılarının yanı sıra ucuz bir müziğin inlemeleri duyuluyor. bu curcunanın gerisinde, yük katarlarının birleştirildiği bir manevra istasyonu yükseliyor. duyulan tek özgün ses birbirine çarpan metal vagonların çıkardığı gürültü. halk bahçesine umutsuzluk bahçesi adını veriyorum. bu beni bir an için keyiflendiriyor. ön tarafta adamın biri demir bir süpürgeyle yolu temizliyor. sincaplar ve güvercinler çöplerin arasında hışırtılar çıkarıyor. onca güneşli günden sonra çimenler kurumuş, yer yer toprağı çıkmış. halk bahçesi bunun için en yanlış yer olmasına rağmen içimde iyi bir şeyler yapma özlemi duyuyorum.

s.38—39

i̇nanılır gibi değil; kadın arabalara, evlere, mağazalara ve çocuğuna gülümsüyor. kadınları güzelleştiren işte tam da bu, mutluluk beklentisinin gücü. çocuğun teni annesininki gibi bembeyaz, arabasının başucuna da gök mavisi bir balon bağlanmış. dinginlik okulu kurulur kurulmaz mutsuz çevrelerde mutluluğun nasıl yaratılacağı üstüne ders vereceğim. bu benim özel alanım. olağanüstü olan şeyleri biz kendimiz yaratmazsak dünyaya gelemezler ki. tıpkı şimdi olduğu gibi, biraz acemi şansımı kullanıp (çok şey vaadeden sunumum) onu yeni ve hayırlı mutlulukların izleyeceğini umut ediyorum. demek istiyorum ki gereksinimlerimle peşine düşeceğim bir fikir buluncaya kadar hızlı, becerikli ve aç gözlerle çevremi tarıyorum. çoğunlukla olduğu gibi bu kez de işime yarayacak bir bakış açısı buluyorum. verandası olan bir i̇talyan restoranının önünden geçerken masalardan birinde oturan küçük bir oğlan çocuğuyla şişman bir kadın takılıyor gözüme. i̇kisinin de önündeki tabaklar ağzına kadar spagetti dolu; bir yandan sohbet edip bir yandan spagettilerini yalayıp yutuyorlar.

tam ben yoluma devam edecekken kadın çantasını alıp masadan kalkıyor ve içeriye doğru yürüyor, muhtemelen tuvalete gidecek. o kalkınca boş kalan sandalyede bir kaşık ilişiyor gözüme. i̇ki kez, üç kez bakıyorum. kadın bütün yemek boyunca kaşığın üstünde oturup hiçbir şey fark etmemiş. spagettisini yemek için kaşığa ihtiyacı olmamış; spagettiyi koca ağzına tepiştirmek için bir çatal yeterli olmuş. başımı yana çeviriyorum, kimse benim kıkırdadığımı görüp duymamalı. hep bilirim zaten, komik olaylar her zaman keşfedilmeyi bekler. çocuk elindeki resimli kitaba gömülmüş, ne beni görüyor ne başka şeyi. bir süre sonra kadın restorandan çıkıyor, şimdi kaşığı fark edecek! çocuk mutlulukla kadına bakıp resimli kitabını bir kenara koyuyor. yanılmışım.

kadının bakışları sandalye minderinin üstünden ileriye yöneliyor ve yine kaşığın üstüne oturuyor. her an, mabadında belli belirsiz bir şeyler hissedeceğini düşünüyorum, işte o zaman masada gülecek bir konuları olacak. yine yanılıyorum. kadının bir rahatsızlık, en azından bir tuhaflık hissetmesi gerek. herhalde ben yine kendi huyumca çok fazla düşünmüşüm. kadın kalçasında hiçbir rahatsızlık hissetmiyor. o çoktan spagettisine yumulmuş, çocukla sohbet ediyor. çocuk büyük bir düzen içinde spagettisini çatal ve kaşıkla yiyor. kadın sık sık ve hayli yakından çocuğun tabağına baksa da kendi donanımının yarısının eksik olduğu aklına bile gelmiyor. önceden kestirmesi mümkün olmayan bir gözlemin mutluluğu içimi ısıtıyor. gizli olan gerçek yaşamın ta kendisi.

s.74—75


wilhelm genazino
mutsuzluk zamanlarında mutluluk

türkçesi: levent tayla
ayrıntı yayınları