Aristoteles, «Erdemi kollamak, gerçekten adına lâyık bir devletin işidir.» der. Bu eleştiriyi siyasal istemler diline çevirirsek, söz konusu korumacılık karşıtlarının iki şey istediklerini görürüz. Bir kez, devleti bir tapınma konusu (put) yapmak isterler. Bizim açımızdan, bu isteğe karşı söylenecek bir şey yoktur. Bu bir din sorunudur; devlete—tapanların bu tutkularıyla öteki dinsel inançlarını, örneğin Birinci Buyruğu nasıl bağdaştıracaklarını çözmek kendilerine düşer. İkincisi, siyasal bir istemdir. Uygulamada, bu istek düpedüz şu anlama gelir: Devlet görevlileri, yurttaşların ahlâkıyla ilgilenmeli ve ellerindeki gücü, yurttaşların özgürlüklerini korumaktan çok, onların manevî yaşayışlarını denetlemek için kullanmalıdır. Bir başka deyişle, bu, yasal alanın, yani arkalarında devlet yaptırımı bulunan normlar alanının, tam ahlâk alanını, yani devlet tarafından değil de, kendi ahlâk kararlarımızın, kendi vicdanlarımızın bize zorladığı normlar alanını daraltmak pahasına, genişletilmesini istemektir. Böyle bir istem ya da öneri, akıl yoluyla tartışılabilir ve ona karşı, bu gibi istekleri öne sürenlerin, bunun bireyin ahlâkî sorumluluğunun sonu demek olacağını ve bunun ahlâkı sağlamlaştırmak yerine büsbütün yıkacağını besbelli görmedikleri söylenebilir. Bu tutum, kişisel sorumluluğun yerine, kabile tabularını ve totaliterce birey sorumsuzluğunu getirecektir. Bütün bu tutuma karşı, bireyci demelidir ki, devletlerin ahlâkı (böyle bir şeyden söz edilebilirse), ortalama yurttaşınkinden bir hayli daha aşağı olmak yönelimindedir ve tersindense, devletin ahlâkının yurttaşlar tarafından denetlenmesi çok daha fazla istenmeye değer (özenilecek) bir şeydir. Bizim gereksindiğimiz ve istediğimiz şey, siyaseti ahlâkileştirmektir, ahlâkı siyasileştirmek değil.
syf•114—115
Karl Popper
Açık Toplum ve Düşmanları
Türkçesi: Mete Tunçay
Remzi Kitabevi, Cilt 1, 1967
syf•114—115
Karl Popper
Açık Toplum ve Düşmanları
Türkçesi: Mete Tunçay
Remzi Kitabevi, Cilt 1, 1967