açık toplum ve düşmanları – tabutmag forum
Aristoteles, «Erdemi kollamak, gerçekten adına lâyık bir devletin işidir.» der. Bu eleştiriyi siyasal istemler diline çevirirsek, söz konusu korumacılık karşıtlarının iki şey istediklerini görürüz. Bir kez, devleti bir tapınma konusu (put) yapmak isterler. Bizim açımızdan, bu isteğe karşı söylenecek bir şey yoktur. Bu bir din sorunudur; devlete—tapanların bu tutkularıyla öteki dinsel inançlarını, örneğin Birinci Buyruğu nasıl bağdaştıracaklarını çözmek kendilerine düşer. İkincisi, siyasal bir istemdir. Uygulamada, bu istek düpedüz şu anlama gelir: Devlet görevlileri, yurttaşların ahlâkıyla ilgilenmeli ve ellerindeki gücü, yurttaşların özgürlüklerini korumaktan çok, onların manevî yaşayışlarını denetlemek için kullanmalıdır. Bir başka deyişle, bu, yasal alanın, yani arkalarında devlet yaptırımı bulunan normlar alanının, tam ahlâk alanını, yani devlet tarafından değil de, kendi ahlâk kararlarımızın, kendi vicdanlarımızın bize zorladığı normlar alanını daraltmak pahasına, genişletilmesini istemektir. Böyle bir istem ya da öneri, akıl yoluyla tartışılabilir ve ona karşı, bu gibi istekleri öne sürenlerin, bunun bireyin ahlâkî sorumluluğunun sonu demek olacağını ve bunun ahlâkı sağlamlaştırmak yerine büsbütün yıkacağını besbelli görmedikleri söylenebilir. Bu tutum, kişisel sorumluluğun yerine, kabile tabularını ve totaliterce birey sorumsuzluğunu getirecektir. Bütün bu tutuma karşı, bireyci demelidir ki, devletlerin ahlâkı (böyle bir şeyden söz edilebilirse), ortalama yurttaşınkinden bir hayli daha aşağı olmak yönelimindedir ve tersindense, devletin ahlâkının yurttaşlar tarafından denetlenmesi çok daha fazla istenmeye değer (özenilecek) bir şeydir. Bizim gereksindiğimiz ve istediğimiz şey, siyaseti ahlâkileştirmektir, ahlâkı siyasileştirmek değil.

syf•114—115

Karl Popper
Açık Toplum ve Düşmanları

Türkçesi: Mete Tunçay
Remzi Kitabevi, Cilt 1, 1967
“platon'dan almamız gereken ders, onun bize öğretmeye çalıştığının tam karşıtı olmalıdır. platon'un sosyolojik tanısı yetkin olmakla birlikte, kendi gelişimi, salık verdiği sağıltımın savaşmaya çabaladığı kötülükten daha beter olduğunu kanıtlamaktadır. siyasal değişimi durdurmak çare değildir, bu mutluluk getiremez. kapalı toplumun sözde masumluk ve güzelliğine artık geri dönemeyiz. cennet düşümüz yeryüzünde gerçekleştirilemez. bir kez aklımıza güvenmeye ve eleştirme yetilerimizi kullanmaya başlayınca, bir kez kişisel sorumluluklarımızın sesini ve onunla birlikte, bilgiyi ilerletmeye yardım etmenin sorumluluğunu duyunca, artık bir daha kabile sihrine kayıtsız boyun eğme durumuna düşemeyiz. bilme ağacının meyvesini yiyenler için cennet yitirilmiştir. kahraman kabilecilik çağına geri gitmek için ne kadar çalışırsak, engizisyona, gizli polise ve romantikleştirilmiş bir gangsterliğe ulaşmamız o kadar kesin olur. aklın ve doğrunun susturulmasıyla başlayınca, insanın olan her şeyi en kaba ve şiddetli bir yoldan yıkmakla bitirmek zorunda kalırız. uyumlu bir doğa durumuna dönüş yoktur. dönersek, yolun en başına, hayvanlığa kadar dönmemiz gerekir.

bu, bizler için güç de olsa, açıklıkla karşılamamız gereken bir sorundur. çocukluğumuza dönmeyi kurarsak, başkalarına yaslanmayı çekici bulur ve öyle mutlu olursak, haçımızı -insan oluşun, aklın, sorumluluğun haçını- omuzlamak görevinden kaçarsak, gerilimden ürkersek, o zaman da önümüzdeki basit kararı açıkça görmek için kendimizi pekiştirmeye çalışmalıyız. hayvanlara dönmemiz olanaklıdır. fakat, insan kalmak istiyorsak, o vakit bir tek yol vardır, açık toplumun yolu. bu durumda, ne kadar akla sahipsek onun hepsini hem güvenliği, hem de özgürlüğü sağlamak için plan yapmakta kullanarak, bilinmeyene, belli ve güvenli olma­ yana doğru ilerlememiz gerekir.”

karl popper
açık toplum ve düşmanları
çev.: mete tunçay