atlas – tabutmag forum
Edebiyatta kımıltısız diye anılacak kadar ağır akışlı bir ırmağın belirsiz sularına çekilip kaybolan yeşil adaların oluşturduğu gizli bir takımadayla sınırdaş başka hiçbir kent bilmiyorum. Leopoldo Lugones, bu adalardan birinde, hiç görmediğim bir adada canına kıymıştı. Belki de, hayatında ilk kez, dünyadaki her şey için eğretilemeler, sıfatlar ve fiiller aramak gibi gizemli bir ödevden en sonunda kendini özgür kıldığını duyumsamış olmalı.

Yıllar önce, El Tigre, bana Conrad'ın öykülerindeki Malaya ve Afrika bölümlerini süsleyecek imgeler sunmuştu, büyük olasılıkla hepsi yanlış da olsa. Bu imgeler, hiç kuşkusuz bazı sonsuz pazar günlerinin tuncu kadar dayanıklı olmayan bir anıtın dikilmesine yarayacak. Aklıma Horatius geliyor; benim gözümde, bugün bile ozanların en gizemlisidir; hani dörtlükleri biter, ama sona ermez, onun için de bağlantısızdır, gizemi buradan gelir belki de. Ola ki, Horatius'un klasik aklı, sonları vurgulamaktan bile bile kaçınmıştı. Şu yazdıklarımı yeniden okuyorum da, yeryüzündeki her şeyin beni bir alıntı ya da kitaba geri götürdüğünü -acıtatlı bir hüzünle- görüyorum.

syf•106—

Jorge Luis Borges
Atlas

Türkçesi: Celâl Üster
İletişim Yayınları
“piramit'in birkaç yüz metre ötesinde, eğilip bir avuç kum aldım, sonra biraz uzaklaşıp avucumdaki kumu yavaş yavaş yere boşalttım. kendi kendime mırıldanıyordum: sahra'yı değiştiriyorum. eylem en aza indirgenmişti, ama pek de dahice sayılamayacak olan bu iki sözcük eksiksizdi; bu sözcükleri söyleyebilmem için koca bir hayatı yaşamış olmam gerektiğini düşündüm. o anın anısı, mısır'da geçirdiğim günlerin en belirgin anılarından biridir.”

syf•122—

jorge luis borges
atlas