Bir insan hangi koşullarda kendisini acı farkındalığından kurtarmak için psikolojik bir anesteziye ihtiyaç duyar? Cevap göründüğü kadar açık değildir çünkü acının kendisi hayatta kalmada çok önemli bir işlev görür. Acı olmadan hayatta kalamayız. Fiziksel ağrı, bir ateşin ısısı veya bıçağın kesici kenarı gibi fiziksel tehlikelere karşı bizi uyarır. Duygusal acı da bir durumun psikolojik refahımızı tehdit ettiği konusunda bizi uyarır.
Ayrışma doğa tarafından bize verilmiş acil durumda hayatta kalma tekniğidir. Günlük kullanım için değildir ancak acı hissetmenin, acı hissetmemekten çok hayatta kalmayı tehdit ettiği nadir durumlarda kullanılmak üzere vardır. İlişkiyi kesmek, koruduğunda bile tehlikeli olabileceğinden, sadece belirli korkunç koşullar altında doğa onu savunma olarak kullanmamıza izin verecektir. İlk durum ağır sıkıntıdır. Birinin ayak parmağındaki yaranın acısıyla duymazdan gelmesi gerekmez. İkinci şart çaresizliktir. Yardım varsa, acıyı hissetmek ve yardım çığlığı atmak, onunla duymazdan gelmekten daha güvenlidir. Oregon Üniversitesi psikoloji profesörü Jennifer J. Freyd, Betrayal Trauma [İhanet Travması] adlı kitabında aydınlatıcı bir analojiye yer veriyor:
“Deanna'nın bir arkadaşıyla seyahat ederken kayak kazasında bacağını kırdığını varsayalım. Acı o kadar şiddetli ki Deanna'nın hareket etmek istemesi pek olası değil ve ayağa kalkıp yürümesi de kesinlikle mümkün değil. Bunun yerine, arkadaşı bir kurtarma ekibi bulmaya giderken bekliyor. Öte yandan, Beverly yalnız seyahat ederken benzer bir kaza geçirdiyse, bacak ağrısının algısını kendiliğinden engellemesi ve ayağa kalkıp güvenli bir şekilde topallamaya çalışması yüksek bir olasılıktır. İlk durumda, ağrı Deanna'yı kırık bir bacak üzerinde yürümenin neden olabileceği daha fazla hasardan koruyor. İkinci durumda, acının bloke edilmesi Beverly'nin karda yalnız kalmanın yarattığı hayati tehlikeden kurtulmasını sağlıyor. Muhtemelen Beverly de Deanna kadar acıdan nefret ediyor ama sadece Beverly'nin durumunda acı kendiliğinden anlık bir blokaj yaratıyor.”*
* Freyd, Betrayal Trauma, 68.
s.130—131
Gabor Maté
Dağınık Zihinler
Türkçesi: Engin Süren
Hep Kitap
Ayrışma doğa tarafından bize verilmiş acil durumda hayatta kalma tekniğidir. Günlük kullanım için değildir ancak acı hissetmenin, acı hissetmemekten çok hayatta kalmayı tehdit ettiği nadir durumlarda kullanılmak üzere vardır. İlişkiyi kesmek, koruduğunda bile tehlikeli olabileceğinden, sadece belirli korkunç koşullar altında doğa onu savunma olarak kullanmamıza izin verecektir. İlk durum ağır sıkıntıdır. Birinin ayak parmağındaki yaranın acısıyla duymazdan gelmesi gerekmez. İkinci şart çaresizliktir. Yardım varsa, acıyı hissetmek ve yardım çığlığı atmak, onunla duymazdan gelmekten daha güvenlidir. Oregon Üniversitesi psikoloji profesörü Jennifer J. Freyd, Betrayal Trauma [İhanet Travması] adlı kitabında aydınlatıcı bir analojiye yer veriyor:
“Deanna'nın bir arkadaşıyla seyahat ederken kayak kazasında bacağını kırdığını varsayalım. Acı o kadar şiddetli ki Deanna'nın hareket etmek istemesi pek olası değil ve ayağa kalkıp yürümesi de kesinlikle mümkün değil. Bunun yerine, arkadaşı bir kurtarma ekibi bulmaya giderken bekliyor. Öte yandan, Beverly yalnız seyahat ederken benzer bir kaza geçirdiyse, bacak ağrısının algısını kendiliğinden engellemesi ve ayağa kalkıp güvenli bir şekilde topallamaya çalışması yüksek bir olasılıktır. İlk durumda, ağrı Deanna'yı kırık bir bacak üzerinde yürümenin neden olabileceği daha fazla hasardan koruyor. İkinci durumda, acının bloke edilmesi Beverly'nin karda yalnız kalmanın yarattığı hayati tehlikeden kurtulmasını sağlıyor. Muhtemelen Beverly de Deanna kadar acıdan nefret ediyor ama sadece Beverly'nin durumunda acı kendiliğinden anlık bir blokaj yaratıyor.”*
* Freyd, Betrayal Trauma, 68.
s.130—131
Gabor Maté
Dağınık Zihinler
Türkçesi: Engin Süren
Hep Kitap