“‘Sis… çok yoğun…’

‘Sisi seviyor musun?’

Bunu söylerken ‘sen’ demenin o kadim, uzundur unutulmuş biçimiyle hitap etmişti bana, efendilerin diliyle bir köleye… Bu hitap yavaşça işledi içime, keskin bir şekilde… Evet, ben bir köleydim ve bu da diğer her şey gibi gerekliydi, bu iyiydi.

‘Evet, iyi,’ dedim kendi kendime yüksek sesle, sonra da ona dönüp, ‘sisten nefret ediyorum,’ dedim, ‘sis beni korkutur.’

‘Öyleyse onu seviyorsun,’ dedi, ‘ondan korkuyorsun, çünkü o senden güçlü; ondan nefret ediyorsun, çünkü ondan korkuyorsun: onu seviyorsun, çünkü onu kendi iraden altına alamıyorsun, ona hükmedemiyorsun. Sadece hükmedilemeyenler sevilebilir.’”

— Yevgeni Zamyatin, Biz (1921)