“Görüşmüştük. Gardiyan gelip ziyaretin bittiğini açıkladı.
Nasıl böyle, yollarda üzerime yağan kırmızı
yağmur oluyorsun?
Annem bana beyaz bir kazak ördü kuru üzüm için
cepler yaptı ve onları doldurdu.
Onu giyindim ve senin önünde hatırladım.
Babam bir gün şehri ziyaret etti. Ona bir portakal
ikram ettiler onu
bana Beyrut’tan cebinde taşıdı. Onu bölüştük ve
çayırda koşuştuk.”

Akşamın kardeşi yok,
çev. Müzeyyen Çiçek