Edebiyat Yazıları

"Bilinmeyenin içine dalan sanat mümkün olan sanattır ve ne şendir ne de ciddi; ama üçüncü seçenek de perdelenmiştir, sanki bir hiçliğin içine gömülmüştür, figürlerini gelişmiş sanat eserlerinin betimlediği bir hiçlik."

Adorno’ya göre sanat, özgür olamayışın ortasında özgürlük benzeri bir şeyi dile getirir. Sanatın, sırf varoluşuyla egemen olan kötü büyünün ötesine geçiyor olması, onu bir mutluluk vaadinin müttefiki yapar.

Adorno, kendi görünüş öğretisinden sıyrılmaya çalışan sanatın, kendisini dalkavukluğuna sürüklediğinden şüphe ettiği mutluluk verici öğenin kalıntılarından kurtulmak için boşuna uğraşıp durduğunu vurgular. Fakat tüm bunlara rağmen sanatın şen olduğunu, bunun çok belirli bir anlamda anlaşılması gerektiğini ve ifade edilen bu şen durumun tek tek sanat yapıtlarında değil, bütün bir sanatla ilişkili olduğunu belirtir. Ona göre sanatın şen olan yanı, sanatın içeriği değil edası, sırf “sanat” olduğu gerçeği, aynı zamanda şiddete de tanıklık ettiği gerçekliğin üstünde başka başka sahne gibi açılıyor olmasından kaynaklanır.

Sanat a priori olarak, yani sanat yapıtlarından da önce, gerçekliğin insanlara dayattığı hunhar bir eleştiridir. İşte sanatın şen yanı budur ve tabi ki ciddi yanı da.

Kaynak: Akademik Araştırmalar Dergisi
“Bilginin iktidarla ilişkisi sadece uşaklıkla değil, hakikatle de ilgilidir. Çoğu bilgi, eğer güçler ilişkisiyle orantılı değilse, biçimsel açıdan ne kadar doğru olursa olsun, geçersizdir. ‘Hitler benim için patolojik bir vakadır’ – bir mülteci doktorun bu sözleri sonuçta klinik bulgularla doğrulanabilir ama o paranoyak adına dünyanın başına sarılan nesnel belayla orantısızlığı bu tanıyı gülünçleştirmekte, sadece mesleki bir lafazanlığa indirgemektedir... Şudur neredeyse imkânsız olan görev: Başkalarının iktidarının da kendi iktidarsızlığımızın da bizi aptallaştırmasına izin vermemek.”

— Adorno, Minima Moralia (1944)
“Seyredilen şeyin dışındaki her şeye karşı bir umursamazlıkla, hatta neredeyse küçümsemeyle dolu olmayan bir bakışın güzelliği fark etmesi imkânsızdır. Ve sadece karasevda, varolan her şeyin varlığını ileri sürmesine karşı gösterilen o haksız horgörüş, varolanlara hakkını verebilir.”

— Adorno, Minima Moralia (1944)
“Psikoloji, felaketleri düşleyenin onları arzuladığını bilir. Ama niye o kadar açgözlü bir hevesle gelip onu buluyorlardır? Gerçekliğin içindeki bir şey, paranoid fantazide dokunacağı ve çarpıtacağı bir bam teli bulur. Herkeste örtük bir biçimde varolan sadizm, herkeste örtük biçimde varolan zaafa şaşmaz biçimde yönelir. Bulaşıcıdır zulmedilme fantazisi: ortaya çıktığı her yerde izleyiciler de ona öykünmeye zorlanır. Karşıdakinin korktuğu şeyi yaparak fantaziye yardımcı olunduğu durumlarda daha da kolay gerçekleşir bu. ‘Bir aptal çok aptal eder’ — sabuklayanların dipsiz yalnızlığında bir kolektifleşme eğilimi vardır ve sabuklama da zikredile zikredile gerçeğe dönüşür. Bu marazi duygusal mekanizma bugün geçerli olan toplumsal mekanizmayla da uyum içindedir: umutsuz bir yalıtılmanın içine toplumsallaştırılmış olanlar, topluluğu özlemekte ve soğuk kalabalıklar içinde toplaşmaktadır.”

— Adorno, “Fundalıktan geçen oğlan”, Minima Moralia (1946-47)
“[In a sleepless night] in the clock’s over-loud ticking we hear the mockery of light-years for the span of our existence.”

“Uykusuz bir gecede saatin bize fazla gürültülü gelen o rahatsız edici tik taklarında ışık-yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de duyarız.”

— Adorno, “Expiry” in Minima Moralia (1945)
Horkheimer: Aşk, muhtemelen, burjuva toplumunun sahte bir reddiyesini taşıyor bağrında.

Adorno: Onu öyle beyhude bir şekilde reddediyor ki tam da o reddedişi yoluyla sürdürüyor onu.

— Theodor Adorno & Max Horkheimer, “Yeni Bir Manifestoya Doğru” (1956)
“Ancak kendini bir erki kışkırtmadan zayıf gösterebildiğin yerde bulacaksın aşkı.”

— Adorno, “Monograms” in Minima Moralia (1946-1947)
“‘Rüyamda bana göründü,’ demek ile ‘Rüyamda gördüm,’ demek arasında dünyanın çağları vardır. Ancak, hangisi daha doğrudur? Rüyayı gönderen ruhlar olmadığı kadar, rüyayı gören de ben [ego] değildir.”

— Adorno, “Monograms” in Minima Moralia (1946-1947)
“Yalnızlığın duygusuz, akıldışı şiddeti [terörü], sadece bireysel kalan bütün doyumların, bütün kazançların yalan olduğunu da öğretir insana.”

Minima Moralia (1946-47)

“Horror [terror] is beyond the reach of psychology.”
“Dehşet, psikolojinin erişim alanının dışındadır.” (Hiçliğin alanına aittir o.)

“Boy from the heath”, Minima Moralia (1945)