Norveçli bir yazar. 1982'de Tarjei Vesaas' debutantpris ödülünü kazanan Fangeliv ile yayın hayatına başladı. Prestijli Norveç Eleştirmenleri Edebiyat Ödülü'nü kazadıktan sonra 1991'de ve 1994'te İskandinav Kurulu Edebiyat Ödülü'ne aday gösterildi.

**

ingrid bir suyun kulaklarından içeri akıp düşüncelerini sözcüklerle doldurduğu duygusuna kapılmıştı.

bahçelerin arasından güneye yürüdüler, ingrid onun ağladığını duydu. gökyüzünü işaret edip mevsimini şaşırmış gökkuşağı şelaleleri gibi dökülen kuzey ışıklarını gösterdi, karada gözüken kapkara gölgeler gibi dağların adlarını söyledi; su, rüzgâr, kar, henüz ortalıkta görünmese de ot demeyi öğretti ve her şeyin adını söylemeyi sürdürdü; yosun, tekne, balık, kedi..."

beyaz deniz, roy jacobsen, çev. deniz canefe, yky, syf. 35.
bir düşe pişman olmak insanın yapabileceği en yıkıcı eylemdir.

ingrid niye o kadar korkmuş olduğunu merak ediyor, belki de dünyanın onu istemediğini sanırken aslında adada çok fazla kararsızlık gösterdiğini düşünüyor, yanılmış olabilir adadayken ve bunu bir kez daha yapmamaya karar veriyor, çünkü onu adada tutanın, annesi maria'nın yalnızlığı olabileceğini düşünmek hiç aklına gelmiyor.

görülmeyenler, roy jacobsen, çev. deniz canefe, yky, syf. 127
yalnızca gerçekleştirilmişti; insanların ormanın içinde bir yol bulmaları, ondan hoşlanmaları, gide gele onu bir patikaya dönüştürmeleri gibi. patika, yalnızca alışkanlık nedeniyle kullanılan bir başka sözcük.

hans hiçbir şey söylemedi. barbro, lars'ı havaya kaldırıp gıdıkladı. martin yukarı, kulübelere doğru yürüdü, ingrid ona acıdığının farkına vardı. bu, yepyeni bir duyguydu. nereden geldiği konusunda en küçük bir fikri yoktu. ama aslında bambaşka bir şeyle dolu bir anda yeniden ortaya çıktı. o zaman yine kilise bahçesinden eve gelirken yolda kapıldığı duyguya kapıldı, kürekler ve yüzler geldi gözünün önüne. ama bu duyguya asla alışmadı ve asla kimseye bundan söz etmedi.

görülmeyenler, roy jacobsen, çev. deniz canefe, yky, syf. 86
kuzey salonu’nda, ancak güney çok ısındığında ya da yağmur çok gürültü yaptığında uyuyorlar. kuzey çok soğuduğunda yorganlarını güney salonu’na taşıyorlar. güzel bir yaşam bu.

barbro, ingrid’e ağlamayı kesmezse kendisi gibi olacağını söyledi. sanki insanın içinde bir yağmur yağmaya başlardı, muşambalar işe yaramaz, korku giderek büyür ama yağmur bir türlü durdurulamazdı.

görülmeyenler, roy jacobsen, çev. deniz canefe, yky, syf. 67