“Bilinç çerçevesinde, yanlış bilinç veya bilinçdışı vs. çerçevesinde düşündüğünüz sürece, asıl ideolojik etkileri kavrayamazsınız; bunlar çoğu zaman beden üzerinden aktarılır. Tahakkümün ana mekanizması, bedenin bilinçdışı manipülasyonu üzerinden işler. Örneğin, ‘ilkel’ denilen toplumlardan birinde erkek tahakkümünün işleyiş biçimleri üzerine bir inceleme yazısını yeni bitirdim. Orada da bizim toplumumuzdakilerle aynı biçimleri görüyorsunuz, ama çok daha gözle görülür biçimde. Tahakküm altındaki kadınlara bedensel bir eğitim aracılığıyla tahakküm nakşediliyor. Burada birçok ayrıntı sayabilirim – mesela kızlara belirli bir biçimde yürümek öğretiliyor, adımlarını belirli bir biçimde atmayı öğreniyorlar, memelerini gizlemeyi öğreniyorlar. Konuşmayı öğrenirken ‘biliyorum’ demiyorlar, ‘bilmiyorum’ diyorlar. Mesela bir kadına yol sorarsanız ‘bilmiyorum’ diyor. Bizde de buna denk bir süreç var, ama çok daha incelikli biçimde işliyor – dil üzerinden, beden üzerinden, bilinç düzeyinin altında kalan tavırlar üzerinden işleyen bir süreç. Ama bu mekanik bir şey değil, bizi bilinçdışına göndermiyor. Bu çerçevede düşünmeye başladığımızda özgürleşme çalışmasının ne kadar zor olduğunu açıkça görüyoruz; sadece bilinç yükseltme değil, aynı zamanda bir beden eğitimi meselesi. Entelektüeller olarak buna alışkın değiliz. Ben buna skolastik önyargı diyorum, hepimizin maruz kaldığı bir önyargı: sorunların yalnızca bilinç aracılığıyla çözülebileceğini düşünüyoruz.”

Entelektüel Kibir