(…) güneş, ben lambayı söndürünce, gözlerimin uçurumuna indi. alp dağlarının çukuru, yılın en kısa gününün şimşek gibi çakan ışığı. alışkanlıklarıma engel oluyordu aydınlık, genel yaşamın utandırıcı koşullarında edinilmiş sıkılganlığı incitiyordu. kara kristal perde çatlamıştı. (…) güneşin korkunç mu korkunç büyüteci altındayım ve çamurlarla, kabuklarla, külerle, birbirine dolanmış kıllarla, el sürmeyi göze alamadığım şeylerden daha itici nesnelerle kaplı sanıyordum kendimi.

ertesi gün, gözlerim açıkken, yosunlarla, kuşbaşı iriliğinde karkarla, mercanlarla, buzlarla, bir de altın parıltılı, sessiz, ufak bir ateşle örtüldüğümü gördüm ardarda.

kısacası doğa büyüklüğünde.

(…)

paul éluard, “bakışın içerisinde”, 1948
“şiirler”, çev: sait maden, yeni ankara yay., 1976, s.216
ne söyledimse bulutlar için söyledim
deniz ağacı için söyledim sana
her dalga için kuşlar için yapraklarda
çakıl taşları için gürültünün
tanıdık eller için
yüz ya da görünüm olan göz
ve ona göğünün rengini veren uyku için
içilmiş bütün gece için
parmaklıkları için yolların
açık bir pencere için açık bir alın için
düşüncelerin için söyledim sözlerin için
sürüp giden her aksayış her güven için.
(…)

paul éluard, 1929
“şiirler”, çev: sait maden, yeni ankara yay., 1976, s.63