zaman zaman korkuyorum, seslerin, kelimelerin hatta cümlelerin olduğunu unuttuğumda… hayır, daha fazla konuşmuyorum ve ne diyebilirim, hiç kimse ve söyleyecek bir şey olmadığı için…

ve tek başına karanlık bir sessizlik içinde yalan söylemeyi tercih ediyorum…
ışığın olmayışını dinliyorum
ya da sesin
veya birileriyle konuşamamayı,
bir şeyleri paylaşamamayı… ama orada hiç umut ve kimse yok.

hayır, hayır, hayır… -yaşayan bir ruh ve söyleyecek bir şey yok,
karanlıkta kimsesiz,
kendi kendime yalan söylüyor, çoğu zaman uyuyarak acıya katlanıyorum.

tek bir kelime nefes almıyorum, haftalardır konuşmadım ve hala içimdeki kadının (gizli) kulakları çınlıyor.

fakat orada hiç kimse yok ve bana öyle geliyor ki ara sıra her geçen saatle birlikte aklımdan başka bir kelime çıkıyor…

ben yalnızlığın metresiyim, sarayım terk edilmiş ama umurumda değil.
insanlarin varoluşu çirkin ve soğuk, ben ne onları seyredebilir ne de onlara katlanabilirim.

ve tek başına karanlık bir sessizlik içinde yalan söylemeyi tercih ediyorum, ışığın olmayışını dinliyorum ya da sesin veya birileriyle konuşmamayı, bir şeyleri paylaşmamayı…

-ama orada hiç umut ve kimse yok.

hayır, daha fazla konuşamam.
ne söylemeliyim,
-hiç kimse ve söyleyecek bir şey olmadığı için?

her şey bunaltıcı, her şey zor, hiç kimse yok
orada hiç kimse yok…

ses
bu gece en ihtiyacım olan seslerden biri. kibritin alevden ayakları içime geri dönmeli; tükenerek.

"her şey bunaltıcı, her şey zor, hiç kimse yok
orada hiç kimse yok…"