“Ne vakit silahlarını bıraktılarsa onları katlettik. Onlara yalan söyledik. Onları aldatarak topraklarından ettik. Onları açlıkla yüz yüze bıraktık ki türlü ayak oyunlarıyla hazırladığımız ve adına antlaşma dediğimiz ve fakat ona bile sadık kalmadığımız sahte belgeleri imzalamak durumunda kaldılar. Onları dilencilere, kendilerini bildi bileli onlara hayat sunan topraklarda hayat dilenen dilencilere dönüştürdük. Hangi tarih yorumuna bakarsak bakalım, ki hepsi de eğilip bükülmüştür, yine de bizi haklı çıkaran hiçbir şey bulamayız. Hiç de adaletli değiliz, ne de yaptıklarımız bir oldu bitti, yaşandı ve geçti olarak açıklanabilir. Kendimizi onların karşısında onlara itibarlarını iade etmek zorunda olmayan, ne de herhangi bir antlaşmaya riayet etmek zorunda olan insanlar olarak görüyoruz. Böyle düşünme hakkını, diğerlerinin haklarına saldırabilecek, onları mallarından ya da canlarından edebilecek kadar güçlü olmakta buluyoruz, çünkü güç haktır. Onlar buna direndikleri zaman, yurtlarını ve özgürlüklerini savundukları zaman onların bu erdemli duruşunu suç addediyoruz ve kendi şiddetimizi ise bir erdem…”

— Marlon Brando’nun Oscar ödül töreni için hazırladığı konuşmanın ABD’nin Amerikan Kızılderililerine uyguladığı muamelelere yönelik olan kısmından bir pasaj. Bu konuşmanın metni New York Times’ın 30 Mart 1973 tarihli nüshasında yayımlandı.