Motto: … ve kişinin bütün bildiği, gürültü-patırtı içinde kulağına çalınanlar değil, üç sözcükle söylenebilir. (Kürnberger)
(…)

1 Dünya olduğu gibi olan herşeydir.
(…)

3.317 (…) Tümcelerin betimlenmesinin nasıl olup-bittiği, öze ilişkin değildir.
(…)

3.32 İm, simgede duyusal algılanabilir olandır.
(…)

3.322 İki nesneyi, aynı imle ama iki farklı i m l e m e t a r z ı y l a imlememiz, hiçbir zaman bu nesnelerin ortak göstergesi olamaz. Çünkü im, isteme bağlıdır. Yani, iki farklı im seçilebilirdi; o zaman imleme tarzında ortak olan nerede kalırdı ki.

3.323 Gündelik dilde, sık sık, aynı sözcüğün farklı tarzda imlediği –yani, farklı simgelere bağlandığı- görülür, ya da, farklı tarzda imleyen iki sözcüğün, tümcede dışsal olarak aynı tarzda kullanıldığı.

Böylelikle, “dır” sözcüğü, tümleç olarak, eşitlik imi olarak ve varoluşun dilegetirişi olarak kullanılır; “varolmak”, “yürümek” gibi geçişsiz fiil olarak; “özdeş” de sıfat olarak kullanılır; “birşey” üzerine konuşuruz, ama, “birşeyin olup-bitmesi”nden de söz ederiz.

“Esmer esmerdir” tümcesinde –ilk sözcük bir özel isim, ikincisi bir sıfattır- bu sözcükler yalnızca farklı imlemlere sahip değildir,
bunlar f a r k l ı s i m g e l e r d i r.)

Ludwig Wittgenstein
Tractacus Logico-Philosophicus, Çev: Oruç Aruoba, YKY, 4.Baskı
“İnsanın kendini tanımasının bu kadar uzun bir zaman alması gerçekten çok garip. Şu anda altmış iki yaşındayım ve az önce kendiliğinden farkettim ki ben ekmeği az kızarmış seviyormuşum. Ayrıca şunu da farkettim: Eğer ekmek çok kızarmışsa canım onu hiç yemek istemiyor. Kızarmış ekmekle benim aramda, altmış yılı aşkın bir süredir ve tümüyle bilinçsiz olarak, ya içsel bir coşku veya hepten keder duyduğum bir ilişki varmış meğer.”

— Ludwig Wittgenstein (Cambridge, 27 Nisan 1951)
“Man exists in language like a fly trapped in a bottle: that which it cannot see is precisely that through which it sees the world.”

“İnsanın dildeki varoluşu bir şişeye hapsolmuş bir sineğinki gibidir: göremediği o cam tam da kendisi aracılığıyla dünyayı gördüğü şeydir.”

cited by Agamben
“Birinin resmini yakmak, sevdiğimiz birinin resmini öpmek… Açıkçası bu davranışlarda bulunurken resmin temsil ettiği şeyin (resimde gördüğümüz kişinin) bu hareketimizden kesinlikle etkileneceği gibi bir inancımız yoktur. Bir resmi yakar, yırtar veya öperken amacımız sadece tatmin olmaktır ve oluruz da. Daha doğrusu, hiçbir amacı yoktur bu davranışların, sadece böyle davranırız ve tatmin oluruz.”

Frazer’ın Altın Dal’ı Üzerine Notlar (1931)
“Eğer kişi ifade edilemez olanı ifade etmeye kalkışmazsa bir şey yitirilmez, ama yine de ifade edilemez olan, ifade edilende –ifade edilemez bir şekilde– içerilir!”

Tractatus (1921)
“One often makes a remark and only later sees how true it is.”
“Kişi çoğu zaman bir tespitte bulunur ve ancak sonrasında onun nasıl doğru olduğunu görür.”

Notebooks 1914-1916, Journal entry (11 October 1914)
“Doubt can exist only where a question exists, a question only where an answer exists, and an answer only where something can be said.”

“Kuşku ancak bir sorunun olduğu yerde var olabilir, bir soru ancak bir yanıtın olduğu yerde ve bir yanıt ancak bir şeyin söylenebildiği yerde var olabilir.”

Tractatus Logico-Philosophicus, 6.52 (1922)
Çev.:
“Bir konuyu anlaşılması zor kılan, eğer o önemli bir konuysa, onun muğlak noktalarıyla ilgili gerekli olan açıklamalar değildir; daha ziyade, o konunun anlaşılması ve birçok insanın görmek istediği şey arasındaki karşıtlıktır. Bu yüzden, apaçık olan şeyler bile anlaşılması en zor şeylere dönüşebilir. Üstesinden gelinmesi gereken anlama yetisinden kaynaklanan zorluklar değildir, fakat iradenin yol açtığı zorluklardır.”

Philosophical Occasions 1912-1951, Ch. 9 (1993)
Dünya içinde nerede rastlanabilir ki metafizik bir özneye?
Diyorsun ki burada durum tam göz ile görüş alanı arasındaki gibi.
Ama, gözü gerçekte görmezsin [göz, kendini göremez].
Ve görüş alanındaki hiçbir şey de bir göz tarafından görüldüğü sonucunun çıkartılabilmesine izin vermez.

Tractatus Logico-Philosophicus, 5.633
"Eğer biri ‘Benim bir bedenim var,’ derse, ona, ‘Bu konuşan ağızla kim konuşuyor burada,’ diye sorulabilir."

Kesinlik Üzerine, §244

Çevirmen Notu: bu önermenin çevirisi biraz zordu. wittgenstein burada şu noktayı sorulaştırıyor: “benim bir bedenim var” diyen, beden ile “kendisi” arasına bir mesafe koyan, bedenden ayrı bir şekilde “kendi başına” bir varlığı (entite) olduğu düşünülen bu ben kim?

Çev.: