İlk Hatıra

Uzun zaman önce, yaralıydım. Yaşadım
intikamımı almak için
babamdan,
olduğu kişi olduğundan
değil,
olduğum kişi olduğumdan: ta en başından
çocukluğumda sanıyordum ki
acı duymam sevilmedim demekti.
Oysa sevdim demekmiş acı.
“işte elim,” dedi adam
– ve tuttu kadının elini –
ama bu uzun zaman önceydi
“işte elim... ki asla zarar vermeyecek sana.”

— Louise Glück, “Epithalamium” (Düğün Kasidesi)
“How lush the world is,
How full of things that don’t belong to me”

“Nasıl da bereketli dünya,
Nasıl da dolu bana ait olmayanla”
“Bir bedene baktığınızda bir tarih görürsünüz.
O beden artık görünmemeye başladığında,
anlatmaya çalıştığı hikâye de kaybolur.”

— Louise Glück, “Geceleyin yürüyüş” (2009)
ihtiyaçlarımı annemden aldım
bilincimi babamdan
de mortuis nil nisi bonum*

o yüzden yıkılmanın
bir mezarın kenarına
yüzükoyun yatmanın
bedeli çok ağır bana

toprağa diyorum ki
iyi davran anneme
şimdi ve sonra
koru soğukluğunla
hepimizin imrendiği o güzelliği

yaşlı bir kadın oldum
eskiden öylesine korktuğum
karanlığı kucakladım
de mortuis nil nisi bonum

— Louise Glück, “Açık Mezar”
“we lay in the dark, breathing together,
the deepest intimacy.”

“karanlıkta uzanmış, birlikte nefes alıyoruz,
en derin yakınlaşma [mahremiyet] bu.”

Faithful and Virtuous Night (2014)
“iyi bilindiği gibi, sevilenin geri dönmesi
telafi etmez
sevilenin yitimini”

Persephone