Louis-Ferdinand Céline – tabutmag forum
"Bu durumda, giderek, her şeyden vazgeçe vazgeçe, sanki bir başkası oldum... Yeni bir Ferdinand. Birkaç haftaya kalmadan. Ancak yine de dışarıdaki insanları yeniden görme arzusu geri geldi. Atölyedekileri değil elbette, onlar, yani iş arkadaşlarım, makine yankıları ve kokularından ibarettiler tıpkı benim gibi, sonsuza dek titreşen çuvallar. Oysa gerçek bir bedene dokunmak istiyordum, pembe bir beden, gerçek hayat dolu, sessiz ve yumuşak."

Louis-Ferdinand Céline, Gecenin Sonuna Yolculuk, YKY
Çev.: Yiğit Bener
(...)

Odamda hâlâ aynı gök gürültüleri, kasırgalar gibi yağıp darmadağın ediyordu yankıyı, bunlardan
ilki çok uzaklardan bize doğru fırlatıldığı izlenimini veren ve her geçişinde tüm sukemerlerini de yanına katarak kenti onlarla birlikte parçalamaya giden metronun şimşekleriydi, ardından da, o arada sokaktan yükselen, en aşağıdaki mekanik aletlerden gelen tutarsız çağrılar ve yine dalgalanan kalabalığın o gevşek, kararsız, her zaman bıktırıcı, hep yeniden yola koyulan ve yine kararsız kalan, derken yine geri gelen uğultusu. Kentteki insanların muazzam aşuresi.

Yukarıda bulunduğum yerden, ağzınıza geleni söyleyebilirdiniz onlara. Denedim. Hepsi de midemi bulandırıyordu. Bunları gündüz vakti, yüzlerine karşı, söyleyecek cürete sahip değildim, ama bulunduğum yerdeyken korkmama neden yoktu, onlara, “İmdat! İmdat!” diye bağırdım sırf onlarda en ufak bir tepki uyandıracak mı diye merak ettiğim için. Umurlarında bile değildi. Önlerine geceyi gündüzü ve yaşamı katmış gidiyordu insanlar. Kendi gürültülerinden hiçbir şey duymuyorlardı. Sallamıyorlardı. Üstelik kent ne kadar büyük ve ne kadar yüksekse o kadar çok pişkinliğe vuruyorlardı. Diyorum size. Denedim. Değmez.

Louis-Ferdinand Céline, Gecenin Sonuna Yolculuk, YKY
Çev.: Yiğit Bener