metin eloğlu şiiridir:

"günler günleri kovaladı, aylar ayları;
sabah karanlığında, öğle üstü, geceleyin
aşk yılları,
öğrenim yılları;
pembe yıllar başımın tacı,
zifiri yılları anama söylemeyin...
ham hayaller, olmaz işler peşinde,
gözüm kime ilişse ben onun yâri...

kabaetime pıçak sokuluyor aşktan ötürü;
caket pantol kumara gidiyor aşktan ötürü;
gençliğimi harcıyorum bir çırpıda;
bu da mı aşktan ötürü?
dangalak! dese biri...
hayatımın bu parçasmı neye benzetsem?
mesela, mesela, mesela...
osmanlı tarihinde deli ibrahim devri.

daha mühendisliğimin ilk yılları
ahırkapı’dan bir kız alıyorum.
kız beş vakit namazında,
söküğümü diker, yatağımı kabartır,
patlıcanı kızartıp ağzıma verir;
sonumuz mu?
sonumuz belli...

o bekâr o yalnız günlerinde
güzel istanbul’u gezdim dolaştım,
altımda tanrı vergisi bir taşıt.
öyle işler gördüm ki içim parçalandı;
namussuz namusluya,
insan hayvana eşit.

o duvar senin bu duvar benim,
bir güz gecesi eve dönüyorum.
köşe başında bizim aile efradı:
biri kızkardeşim, öteki ninem;
nermin fingirdeşiyor, ninem dileniyordu;
bu yaştan sonra yalan söylemem.

gözlerim yaşardı, kendimi dar attım postaneye:
biricik kardeşim ilyas, diye bir mektup yazdım;
bana 30 lira gönder acele,
senden başka güvenecek kimsem yok...
ne dersiniz, şu bildiğiniz ilyas
cevap bile vermedi hergele.

bundan sonrasını kalem yazamaz,
ne kadar azgın olursa olsun.
bir bakıyorsunuz iş peşindeyim,
ekmek, dostluk, hürriyet peşindeyim;
bir de bakıyorsunuz düşmüşüm mahkemelere...
sayın yargıç! diyorum son celsede;
ben ileriliği iş olsun diye sevdim;
siz tuttunuz ciddiye aldınız;
ama artık mapuslara düşmeyeceğim,
aklımla oturup, aklımla kalkacağım..."
Metin Eloğlu, Kaldırım Mühendisi adlı şiirinde alışılmadık bir benzetme yapar. Hayatının şiirde anlattığı bu dönemini Deli İbrahim Paşa’nın devrine benzetir. Deli İbrahim Paşa ömrü boyunca öldürülme korkusuyla yaşar. Ağabeyi V. Murat’ın ölümüne kadar da sarayda bir kafeste tutulur. Ölüm korkusu ve yaşadığı olaylardan etkilendiği bu yüzden de asabının bozulduğu iddia edilmektedir. Delilik eski çağlardan beri komik bir unsur olarak ele alınır. Eloğlu da serserilik, gençlik dönemini delilik olgusunun içine sabitleyerek şiire mizahi bir boyut kazandırır. Bunun için de tarihimizde “delilikle” özdeşleşmiş Deli İbrahim simgesiyle onun sembolik değerinden yararlanır:”

gençliğimi harcıyorum bir çırpıda;
bu da mı aşktan ötürü?
dangalak! dese biri…
hayatımın bu parçasını neye benzetsem?
mesela, mesela, mesela…
osmanlı tarihinde deli ibrahim devri.

“Kaldırım Mühendisi”,
Düdüklü Tencere, B.Y.B., s. 38.
“Metin Eloğlu’nun şiirlerinde mizah öğeleri: Soner Akpınar - Hatice Çalışkan”