“[With the pandemic,] who now could deny that to be a body at all is to be bound up with other living creatures, with surfaces, and the elements, including the air that belongs to no one and everyone?”

“[Pandemiyle beraber,] artık bir beden olmanın diğer canlılarla, yüzeylerle ve hiç kimseye ait olmayan ve herkese ait olan hava da dahil tüm elementlerle bağlantılı olduğunu kim inkâr edebilir?”

— Judith Butler, “Creating an Inhabitable World for Humans Means Dismantling Rigid Forms of Individuality”
“Kimi insanları kaybettiğimizde veya bir yerden ya da bir topluluktan mahrum kaldığımızda katlandığımız şeyin sadece bir süreliğine olduğunu, yasın biteceğini ve önceki düzenin bir şekilde yeniden kurulacağını düşünebiliriz. Ama belki de, o katlandığımız şeye katlandığımızda ortaya çıkan şey, kim olduğumuza dair bir şeydir; başkalarıyla bağlarımızı resmeden, bizi var edenin, vücuda getirenin o bağlar olduğunu bize gösteren bir şey… Sanki burada bağımsız bir şekilde varolan bir ‘ben’ varmış da, sonra da öylece orada duran ‘sen’i kaybetmiş gibi… Yitirmek böyle bir şey değildir, özellikle de ‘sana’ olan bağlılığım beni ‘ben’ yapanın bir parçasıysa. Bu durumda, seni kaybedersem, kaybımın yasını tutmanın yanı sıra kendim için de kavranamaz oluveririm. Sensiz ben kimim? Bizi oluşturan bağların bir kısmını kaybettiğimizde kim olduğumuzu ya da ne yapacağımızı bilemeyiz. Bir seviyede, ‘sen’i kaybettiğimi düşünürken beklenmedik bir şekilde ‘ben’im de kaybolduğumu keşfederim; başka bir seviyede ise, sende kaybettiğim şey, adını koyamadığım, halihazırda kelime dağarcığımda olmayan, ne sadece benden ne de senden oluşan, ama bu terimleri farklılaştıran ve ilişkilendiren bağ olarak kavranması gereken o ilişkiselliktir belki de.”

“Şiddet, Yas, Siyaset”, Kırılgan Hayat: Yasın ve Şiddetin Gücü