“İnsanın diğer tüm arzularının altında yatan kökensel [en temel] arzusu yüzünü bir başkasına dönmesiyle kendinde hissettiği bir yoksunluğu veya bir eksikliği giderme arzusudur.”

— Jacques Lacan, Écrits: A Selection (1977)
“Desire, a function central to all human experience, is the desire for nothing nameable. And at the same time this desire lies at the origin of every variety of animation. If being were only what it is, there wouldn’t even be room to talk about it. Being comes into existence as an exact function of this lack. Being attains a sense of self in relation to being as a function of this lack, in the experience of desire.”

“Arzu, bütün insani deneyimlerin etkin merkezi olan ve her türlü hayat bulmanın (canlılığın) kökeninde yatan arzu, asla, adlandırılabilir bir şeye yönelik değildir. Eğer varolan sadece ne ise o [A, A’dır] olsaydı, onun hakkında konuşmaya bile bir yer kalmazdı. Varolan tam da [adlandırmaya yönelik] bu yoksunluğun bir işleyişi [tezahürü] olarak varlığa gelmiştir. Varolan, arzu deneyimi içinde, bu yoksunluğun bir işleyişi olmak bakımından bir benlik duygusu kazanır.”

Seminar II (1954-55)
“When one is disappointed, one is always wrong. You should never be disappointed with the answers you receive, because if you are, that’s wonderful, it proves that it was a real answer, that is to say exactly what you weren’t expecting.”

“Biri ne zaman hayal kırıklığına uğrasa yanılmış demektir. Aldığınız yanıtlardan dolayı hayal kırıklığına uğramamalısınız. Çünkü eğer o sizi üzerse, bu iyi bir şeydir, onun gerçek bir yanıt olduğunun kanıtıdır bu; yani, tam olarak, sizin hiç beklemediğiniz bir şey olduğunun.”

Seminar II (1954-55)
“Bir gökkuşağı gördüğümüzde tümüyle öznel bir şey görüyoruzdur. Belli bir uzaklıktan onu sanki manzaraya aitmiş gibi görürüz, oysa o orada değildir, o öznel bir fenomendir. Ama yine de kamera sayesinde onu tümüyle nesnel bir şekilde kaydederiz. Peki, öyleyse buna ne diyeceğiz?”

Seminer I (1953-54)
“Being Well-spoken doesn’t say where the Good is.”
“İyi-söyleme, İyi’nin nerede olduğunu söylemez.”

“Television” (1990)
"İnsanın diğer tüm arzularının altında yatan kökensel [en temel] arzusu, yüzünü bir başkasına dönmesiyle kendinde hissettiği bir yoksunluğu veya bir eksikliği giderme arzusudur."

Écrits: A Selection (1977)
"Bilimi, doğanın kalbine nüfuz ederek, onun nabzını yakalayarak kurmadık. Hayır. Küçük harflerle, küçük şekillerle oynadık, onları kurcaladık ve çalışan, uçan, dünyayı dolanan, uzun mesafeleri kateden makineleri yapmak için kullandığımız şeyler onlardır."

My Teaching (2008)
"Ölüm, inancın alanına aittir. Bir gün öleceğinize inanmakta haklısınız. Bu sizi ayakta tutar. Eğer buna inanmasaydınız, sahip olduğunuz hayata katlanabilir miydiniz? Bir gün sona ereceğinin kesinliğine tümüyle güvenemeseydik, bütün bunlara nasıl dayanabilirdik? Her ne hâl ise, ölüm inancın konusu olan bir şeydir [aklın değil]. Ve en kötüsü şudur ki bu konuda hiçbir zaman emin olamazsınız."