“Bir beden başka bir bedenle ya da bir düşünce başka bir düşünceyle ‘karşılaştığında’, ya ikisi birleşip daha güçlü bir bütünü oluşturur veya biri diğerinin iç düzenini dağıtır ve onu bozulmaya uğratır. Bu, hem bedende hem de ruhta en dikkate değer şeydir: Bir dizi yaşam parçalarının [ilişkilerin] birbiriyle, karmaşık yasalar uyarınca, bir-leşmek veya biri diğerinin düzenini dağıtmak üzere karşılaşması. Nedenlerin düzeni [nedensellik], bu yüzden, ilişkilerin – doğanın tümünü sonsuz bir şekilde etkileyen – birleşmesinin ve dağılmasının bir düzenidir. Ancak, bilinç sahibi varlıklar olarak biz hiçbir zaman bu birleşme ve dağılmaların etkilerinden daha fazla ve başkasını kavramayız [kavradığımız şey, ilişkilerin bu dağılma ve birleşmelerin kendileri değil, her zaman için, sadece etkileridir]: Bedenimiz bir başkasınınkiyle karşılaşıp bir bütün oluşturduğunda, birleştiğinde haz duyarız; kendi bütünlüğümüzü tehdit eden bir beden veya bir düşünceyle karşılaştığımızda ise keder duyarız.”

— Gilles Deleuze, Spinoza: Pratik Felsefe (1970)
“The necessity of not having control over language, of being a foreigner in one’s own tongue, in order to draw speech to oneself and ‘bring something incomprehensible into the world.’”

“Kendi kendine konuşabilmek ve ‘bu dünyaya kavranılamaz bir şey getirebilmek’ için, kendi dilinde bir yabancı olmanın ve dil üzerinde hakimiyet kurmamanın gerekliliği…”

— Gilles Deleuze & Félix Guattari, A Thousand Plateaus (1980)
“In contrast to what is said, it is not the human beings, who know how to die, but the animals. And the human beings, when they die, they die like animals.”

“Söylenildiğinin aksine, ölmeyi bilen insanlar değildir, fakat hayvanlardır, insanlar öldüğünde hayvanlar gibi ölür.”

— Gilles Deleuze, “A for Animal” (1988)
“We speak of our ‘self’ only in virtue of these thousands of little witnesses which contemplate within us: it is always a third party who says ‘me’.”

“‘Kendimizden’ ancak içimizde düşünüp duran şu binlerce küçük tanıklar sayesinde bahsedebiliriz, ‘ben’ diyen daima bir üçüncü kişidir.”

Difference and Repetition (1968)
“Need is the manner in which the future appears, as the organic form of expectation.”
“İhtiyaç, beklentinin organik biçimi olarak, içinde geleceğin belirdiği örüntüdür.”

Difference and Repetition (1968)
"Eğer çocukların kreşlerdeki protestoları duyulmuş olsaydı, ve itirazları dikkate alınmış olsaydı, tüm bir eğitim sisteminin yıkılmasına yeterdi bu."

Michel Foucault ile yaptığı bir sohbetten (1972)
"Cezalandırmanın İlahi Komedyası, sapkın icatların, kinik söylemlerin ve en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş vahşetin görkemli debdebesinin yüzüne oturmuş kahkahaya uygun olarak, yıkma temel hakkına sahip olmayı sürdürebiliriz anlamına gelir. Çocuklar için mastürbasyon-önleyici aletlerden yetişkinler için icat edilmiş hapisane mekanizmalarına kadar tam bir zincir oluşturan bu fenomen öyle beklenmedik bir kahkaha patlatır ki ne utanç ne acı ne de ölüm onu susturabilir."

Foucault (1988)
"Vücut Figürdür -ya da daha çok Figürün malzemesi. Her şeyden önce Figürün malzemesini mekandaki -çok farklı bir şey olan- maddi yapı ile asla karıştırmamak gerekir. Vücut bir Figürdür, bir yapı değil. Diğer taraftan Figür de bir vücut olduğundan bir surat değildir -hatta suratı bile yoktur. Bir kellesi vardır, çünkü kelle vücutun ayrılmaz parçasıdır. Hatta onun salt kelle olduğu bile söylense yeridir. Portre ressamı olarak Francis Bacon kelleleri resimler, suratları değil. İkisi arasında çok büyük fark vardır çünkü. Çünkü surat, vücudun kelleyi kaplayıp örten yapılaşmış bir mekansal örgütlenmesidir. Kelle ise vücudun yoldaşıdır -üstünde olsa bile… Bir ruhu olmadığı manasına gelmez bu -ama bu vücudu olan bir ruhtur, cismanidir, hayati nefestir, hayvani ruhtur… O insanın hayvani ruhudur: domuzuna ruh, buffalonun ruhu, itin ruhu, yarasa ruhu… Bu Bacon'un bir portreci olarak çok özel bir projeyi yürütmekte olduğu manasına gelir: suratı silip atmak, suratın altında saklı kelleyi keşfedip yüzeye çıkarmak."

“Vücut, Et ve Ruh: Hayvanlaşmak”