“İsa çok önceden söyledi: ‘Barış getirmeye gelmedim, kılıç getirdim; yeryüzünde bir ateşi yakmaya geldim.’ Şimdi, Dağdaki Vaaz’da dile getirildiği gibi, öteki yanağımı dönmekle (ki o durumda şiddete maruz kalan sadece benimdir) komşuma yapılan bir saldırıyı hoşgörmem arasında çok önemli bir fark var. İkinci durumda şiddet uygulayabilirim ve uygulamalıyım da. Dağdaki Vaaz kötülükten etkilenen sadece bensem onu affetmemi, ona tahammül etmemi öğütler, ancak kurban kardeşimse, yani bir başkasıysa, adaletsizliğe, zulme, cinayete tahammül edemem [unutmayalım ki sadece benim maruz kaldığım ve öteki yanağımı da döndüğüm o ilk durumda da o şiddeti affeden sadece benimdir, ama ben aynı zamanda bir başkasının kardeşiyim de, işte o bir başkası o haksızlığı hoşgörmemelidir, ben hoşgörsem bile]. Dağdaki Vaaz pasifist bir risale değildir.”

— Ernst Bloch, Michael Löwy ile yaptığı söyleşiden (24 Mart 1974)
“Her insan, biri veya öteki olarak, zaten kesinlikle burada gibi görünür. Ama hiç kimse düşündüğü kişi değildir, hele ki kesinlikle göründüğü kişi değildir. Ve gerçekte herkes zamanla ne olduysa, başından beri, öyle az buçuk değil, fazlasıyla o olmaya teşnedir. Gitgide, içine sığındıkları kabuğa, daha da kötüsü, mesleki olarak veya herhangi bir nedenle içine sıkıştırıldıkları kabuklarına alışırlar. Bir zamanlar, buradan çok uzak bir diyarda bir delikanlı bir ayna bulmuş. Daha önce böyle bir şeyi hiç görmemiş. Cam parçasını yerden kaldırıp bakmış, sonra da arkadaşına uzatmış: ‘Sana ait olduğunu bilmiyordum bunun.’
Oysa ötekine de ait değildi o yüz, gayet yakışıklı olsa da.”

“Şunu uzatır mısınız?”, İzler (2006)
"Sizi sadece yeniden zarar görmek, istismar edilmek veya silahla vurulmak üzere iyileştiren, buna hazırlayan şey nasıl bir sağlıktır?"

Umut İlkesi