İkiz Dizeler

1- Biz neyiz? Biz içselliğimizin meyvesiyiz. Bizi biz yapan içsel anlığımızdır, derinliğimizdir, zihnimizdir. İçimizde ne varsa biz oyuz. İçinden temiz olmayan işler geçeni ve temiz olmayan işleri yapanı acılar izleyecektir; tekerleklerin, arabayı çeken öküzün ayağını izlediği gibi.

2- Biz neyiz? Biz içselliklerimizin, anlığımızın, zihnimizin sonucuyuz. Bizi biz yapan içimizden geçenlerdir, zihnimizde ne varsa biz oyuz... İçinden temiz işleri geçireni, temiz işler yapanı mutluluk izler; mutluluk, tıpkı gölgesi gibi onun yanıbaşındadır...

3- “İncittiler beni, kırdılar beni, yendiler beni, aldattılar beni” diyerek sızlanıp durma; içini olumsuzluklarla doldurursan sevgisizlik sona ermez.

4- “İncittiler beni, kırdılar beni, yendiler beni, aldattılar beni” diye söylenerek ağlayıp durma; bu kötü yargıları içinden atarsan, seni yakan sevgisizlik de öyle uçar gider...

5- Bil ki, nefreti nefretle yenemezsin; nefreti aşkla yenebilirsin; bu, başlangıcı ve sonu olmayan ölümsüz bir ilkedir.

6- Çoğu kimse bu dünyada bir sona ulaşmamız gerektiğini bilmez, bunun ayrımına varmaz; oysa bunu bilmeyi başaranlar, kavgalarını bitirip giderler.

7- (Baştan çıkarıcı) Mara yalnızca kendi tatları ve zevkleri için yaşayanları, duygularını denetleyemeyenleri, çok yemek yiyenleri, tembel olanları, çaba göstermeyenleri yere yıkacaktır; rüzgârın zayıf ağacı yıktığı gibi.

8- Yalnızca kendi tatları ve zevkleri için yaşamayanları, duygularını iyi denetleyenleri, kararında yemek yiyenleri, inananları, erdemli olanları (Baştan Çıkarıcı) Mara sarsamaz; rüzgârın o koskoca dağları sarsamadığı gibi.

9- Yüreğini arıtmadan, özdenetim gerçeğini anımsamadan sırtına sarı gömlek giyene[15], giydiği bu giysi değer kazandırmaz.

10- Kim kötülükten arıtmışsa yüreğini, özdenetim gerçeğini içine sindirip, erdem kazanmışsa, orta yola uyum gösteriyor ve gerçeğe saygı duyuyorsa, sarı giysi işte ona değer kazandırır.

11- Yalan içinde doğruyu, doğru içinde de yalanı gören, bitmez tükenmez boş dileklerle gezer durur ortalıkta; gerçeğe ulaşamadan günleri tükenir.

12- Doğruyu doğru, yalanı yalan bilense, sonunda gerçeğe ulaşır, yüreğindeki dileklere kavuşur.

13- Çatısı akan eve yağmur nasıl sızarsa, kendini bilmeyen zihne de bin türlü tutku öyle sızar.

14- Çatısı sağlam olan eve yağmur nasıl sızmıyorsa, aynı öyle, kendini bilen beyne tutkular girmez.

15- Yanlış yapan bu dünyada da, öbür dünyada da, her ikisinde de acı çeker. Kötülük yapan, yaptığı kötülüğü görüp üzülecektir, acı çekecektir.

16- Erdemli olan bu dünyada da, öbür dünyada da sevinç bulur. İyilik yapan, yaptığı iyiliği görüp sevinecek, dinginlik bulacaktır.

17- Yanlış yapan bu dünyada da, öbür dünyada da üzülür. Kötülük yapan yaptığı kötülüğü görmekle üzülür; yanlış yolda yürümekle daha da çok üzülür.

18- Erdemli olan bu dünyada da, öbür dünyada da mutludur. İyilik yapan yaptığı iyiliği görmekle sevinir; doğru yolda yürümekle daha da çok sevinir.

19- Kutlu yazıları herkes okur, akıllılar da okur, akılsızlar da okur. Okuduklarına uygun eylem yapmadıkça, yalnızca okumak neye yarar? Akılsızlar okur, ama kutluluğu yaşamazlar. Onlar başkasının sürüsünü sayan çoban gibidirler.

20- Gönlü yüce olanlara gelince... Yalnız birkaç satır bile okusalar yeter. Okuduklarına uygun davrananlar, tutkuyu, nefreti, ahmaklığı bir yana atıp, gönlünü gerçek bilgiye ve zihinsel dinginliğe bırakanlar, ne bu dünyada, ne de başka bir dünyada hiç bir şey istemeyenler... İşte onlar kutluluğu yaşar.
Farkındalık

21- Farkındalık, ayrımındalık ölmezliğin yolu; aymazlıksa ölümün yoludur. Farkında olan ölmez, aymaz olansa çoktan ölmüştür.

22- Akıllı olan bunu anlar, bilinçlenip sevinir, soyluluğun bilgisinde sevinç bulur.

23- Kimler ki içinin ayrımındadır, dirençle sebatla çaba gösterir; işte onlar en yüce dinginliğe, en büyük mutluluğa, Nirvana’ya ulaşırlar.

24- Bir kimse uyanıksa, farkındaysa, içine dönükse, arı- duruysa, inceyse, kendini tutmayı biliyorsa, kurala göre yaşarsa, onun şanı elbet yükselecektir.

25- Uyanmakla, farkına varmakla, kendini tutup denetlemekle, öyle bir ada kurar ki kendine, hiçbir sel onu vurup yıkamaz.

26- Budalalar kibir yapar, bilisizdir, dikkatsizdir; oysa akıllı olan, farkındalığı en yüksek servet sayar.

27- Kibirlilik yapma, bedensel zevkin, tutkunun, kösnüllüğün peşinde koşma.

28- Farkına vararak içine dönen, meditasyon yapan büyük sevinç bulur. Akıllı olan aymazlığı farkındalıkla yener, bilgeliğin çatı katına tırmanır; her tür üzüntüden uzak durarak altında kalan üzgün kalabalığı seyreder; dağın tepesinden vadiye bakar gibi, budalalara bakar.

29- Farkında olan aymazların arasında seçilir, uyanık olan da uyuyanlar arasında ileri gider; akıllı olan, yarış atının yavaş atı geride bıraktığı gibi ilerler.

30- Farkında olan Indra tanrıların şefi oldu. Farkındalık övülür; aymazlık suçlanır.

31- Farkındalıkla sevinç bulan dilenci[19], aymazlığa korkuyla bakar; aymazlık yangın gibi her yanı saran bir felakettir, küçük büyük bütün koruyucu siperleri yakar götürür.

32- Farkındalıkla sevinç bulan dilenci, aymazlığa korkuyla bakar; Nirvana’ya yakın olur, uzağa düşmez.
İçe Dalış

33- Okçular nasıl doğru yaparsa oklarını, bilge olan da içe dalışlarını öyle dosdoğru yapar; zihnin sağa sola dalgalanmalarını zaptetmek zordur.

34- Sudan çıkarılmış bir balık nasıl kıvranırsa fırlatıp atıldığı kuru yerde, içe dalışlar da, (Baştan Çıkarıcı) Mara’nın ayartmasından kurtulmak için, öyle kıvranır.

35- Kımıltılarını zaptetmek zor olsa da, zihni denetlemek iyidir; evcilleştirilmiş zihin mutluluk getirir.

36- Bilge olan, zihnindeki kımıltıları sımsıkı tutar; zaptetmek zor olsa da bunu yapar. İyi denetlenen içe dalışlar mutluluk getirir.

37- Zihin uzaklarda bedensiz gezer, derin mağaralarda saklanır; zihnini sımsıkı tutmasını bilen ölümden korkmaz.

38- Zihin düzen tanımadan oynayıp duruyorsa, gideceği doğru yolu bilemiyorsa, içimizde dinginlik olamıyorsa, bilgelik yetkinleşmiş[20] sayılmaz.

39- İçi / İçselliği sorunsuz olan için korku yoktur, zihni karışık olmayan için korku yoktur, iyiyi kötüyü düşünmeyi bırakan için korku yoktur, farkında olan için korku yoktur.

40- Bu beden bir sırça kadeh gibi kırılgandır, bunu bilelim; içselliğimiz kale gibi sağlam olsun; bilgelik silahıyla (Baştan Çıkarıcı) Mara’ya saldıralım, eldekini koruyalım da hep farkında olalım!

41- Ne yazık ki, bu beden, çok geçmeden, işe yaramayan kalas gibi upuzun uzanacak. Gözden çıkarılmış, bilinçsiz, içeriksiz/içselliksiz olarak yerde yatacak.

42- Düşman düşmanına, ya da tiksinen tiksindiğine ne yaparsa yapsın, hiçbir düşman yanlış yönlenen bir zihnin sana verdiği zarar kadar zarar veremez.

43- Oysa, doğruya yönelik zihnin sana yaptığı iyiliği, ne ana, ne baba, ne de akraba yapabilir.
Çiçekler

44- Kim fethedecek bu dünyayı? Ölümün, Yama’nın, Tanrıların dünyasını kim açacak? Kim bulacak gerçeğin aydın yolunu? Arayanın en doğru çiçeği bulduğu gibi?

45- Bu dünyayı da, ölümün ve Tanrıların dünyasını da bilge öğrenici fethedecek. Bilge öğrenici bulacak gerçeğin aydın yolunu; tıpkı arayanın en doğru çiçeği bulduğu gibi?

46- Kim bilirse bu bedenin köpük gibi uçucu olduğunu, çöldeki bir seraptan daha kısa süreli olduğunu kim anlarsa, (Baştan Çıkarıcı) Mara’nın ucu çiçekli oklarını o kıracaktır. O, o ölüm kıralını hiç görmeyecektir.

47- Ölüm gül toplayanı, zihni bulanıksa, alır götürür; taşan sel sularının derin uykuda uyuyan köyü götürdüğü gibi.

48- Ölüm, zihni karışıksa, gül toplayanı, dünyanın zevklerine doyamadan, yok eder.

49- Nasıl arı, gülü incitmeden, rengini kokusunu bozmadan, nektarını toplar giderse, işte öyle yaşamalıdır bilge de ülkesinde.

50- Ne başkalarının yanılgıları, ne hataları, suçları, unutkanlıkları... bilgenin tek ilgisi kendi noksanlıkları olmalı.

51- Özü sözüne uymayanın durmadan tekrarladığı, hoş ama boş sözler, anlamsız verimsiz sözler; tıpkı renkli ama kokusuz güzel çiçek gibidir.

52- Özü sözüne uyanın anlattığı, hoş ve içi dolu verimli sözlerse, tıpkı renkli ve hoş kokulu güzel çiçek gibidir.

53- Türlü türlü çelenkler yapabiliriz elimizdeki bir yığın çiçekten, kısacık bir ölümlü ömürde, çok iş başarabiliriz.

54- Çiçek kokuları ilerlemez rüzgâra karşı, ister kırmızı sandal ağacı olsun, ister gül ya da yasemin... ama iyi insanların olumlu kokusu rüzgâra karşı bile olsa yayılır gider... İyi insanın iyiliği her yana ulaşır.

55- Kırmızı sandal ağacı olsun, gül olsun, yasemin olsun... Tüm bu hoşkokulu çiçekler arasında hiçbir koku erdemin kokusundan güzel olamaz.

56- Gülün ya da kırmızı sandal ağacının kokusu sınırlıdır; ama erdemlinin kokusu en yüksek ölümsüzlere lâyıktır.

57- O erdemliler ki, düşünce yapmadan, kaygı yapmadan yaşar, onlar gerçek bilgi ile özgürdürler... (Baştan Çıkarıcı) Mara artık yollarına çıkamaz.

58- Nasıl, atık çöp yığını içinde büyüyen ak yasemin, yığın yığın pislik arasında bile gönül ferahlatıcı koku saçarsa;

59- Gerçekten aydınlanmış olan Buda öğrencisi de öyledir... Bilgelik ışığıyla kör kalabalıkların üstünde ay gibi parlar.
Ahmak

60- Uyanık olana gece uzundur. Yorgun olana yol uzundur.
Gerçek yolu bilemeyen ahmağa, doğum ölüm döngüsü uzundur.

61- Kendinden daha iyisiyle, ya da en az kendi kadar iyi olanla karşılaşmayan yolcu, tek başına sürdürsün yolunu; ahmakla yoldaşlıktan yarar olmaz.

62- “Bu şarkı benim, bu saray benim, bu servet benim” diye diye acı çeker ahmak olan. Oysa hiçbir zerre bile hiçbir kimsenin değildir; nerde kalmış oğullar, mallar, servetler!

63- Ahmak olduğunu bilen ahmak, hiç olmazsa buncacık bilge sayılır; kendini akıllı sanan ahmaksa gerçekten ahmaktır.

64- Bir ahmak bir bilgeyle ömür boyu dostluk etse, gene de bilgelik gerçeğini anlayamaz; kaşık çorbanın tadını alamaz ya, işte öyle...

65- Aydın bir kişi bir bilgeyle dostluk etse, bir dakika yeter anlamasına; dil çorbanın tadına varır ya, işte öyle...

66- Anlayışsız ahmak kendi kendisinin en kötü düşmanıdır; çünkü o sonuçları acı olan yanlış eylemler yapar.

67- Pişmanlık veren eylem iyi eylem değildir; sonucu gözyaşı getirecektir.

68- Pişmanlık vermeyen eylemse, iyi eylemdir, sonunda sevinç ve gülme getirecektir.

69- Yanlış eylem acı yemişini vermedikçe, ahmak onu baldan tatlı sanır; sonuç ortaya çıkınca, ele geçen yalnızca üzüntüdür.

70- Ahmağa aylarca Kuşa Otu’nun ucuyla yemek yedirsen; gerçeği anlayanların onaltıda biri kadar değeri olmaz.

71- Yanlış eylem, yeni sağılmış süt gibidir, hemencecik bozulmaz; içten içten yanıp, uzun süre, küllü ateş gibi ahmağın peşinden gider.

72- Yanlış eylem, ortaya çıkınca, ahmağa keder verir, sonra aklının ferini alır, zihnini böler.

73- Bırak ahmağı, şöhret arasın! Dilencilerin en önünde olsun, manastırda yetke kazansın, halk içinde saygınlık bulsun!

74- “Evsahipleri de Dilenciler de bana yönelik olsunlar; hep benden sorsunlar ne yapmak ne yapmamak gerektiğini” diyen Ahmak Başrahip, tutkusunu ve gururunu arttırarak, böyle olmasını ister.

75- Bir yol var servete götürür; bir yol var Nirvana’ya götürür; Buda’nın izdeşçisi olan gerçek dilenci bunu anlasın da, şan şeref peşinde koşmayı bırakıp bilgeliği arasın.

Dhammapada
Gerçeğin Yolu (Buda dedi ki)
A. Cengiz Büker
Bilge

76- Sana yanlışlarını gösteren bir bilge kişi bulursan, yapmaman gerekenleri gösteren bu bilgeyi izle; kesinlikle iyi olursun, kötü olmazsın. Onda gizli hazineler bulursun.

77- Bırak o seni uyarsın, bırak öğretsin, bırak yanlışını yasaklasın! O zaman iyiler seni sever, kötülerse senden nefret eder.

78- Yanlış yapanları ahbap edinme, aşağılık insanları dost tutma; erdemli kişilerle arkadaş ol, hep en iyiler dostun olsun.

79- Gerçeği kanarak içen, dingin kafayla mutlu yaşar. Bilge olan, soylu kişilerin anlattığı sevinci gerçeğin içinde bulur.

80- Kanal mühendisleri suyun yönünü düzeltir, okçular oku düzeltir, marangozlar tahtayı düzeltir... Bilge olansa kendini düzeltir.

81- Sağlam kaya nasıl sarsılmıyorsa rüzgârda, bilge olan da öyle sarsılmaz; ne övgüden, ne yergiden etkilenmez.

82- Derin bir gölün temiz ve durgun olması gibi, bilge de gerçeği öğrenmekle durgunlaşır.

83- İyi insan başına ne gelirse gelsin aldırmaz. İyi insan tutkulara kapılmaz. İster mutluluk gelsin üzerine, ister keder; ne coşar, ne de yıkılır bilge olan. Hiç etkilenmeden yoluna gider.

84- Kim ki onun bunun hatırı için beğenilmeyi aramaz; oğul, servet, iktidar ummaz; kim ki haksız yoldan başarı elde etmeyi istemez; o elbette erdemlidir, bilgedir, kutlu yaşar.

85- Karşı uzak kıyıya ulaşan azdır; kalanların hepsi bu kıyıda dolanır durur... Gerçek eline verilince, onu izleyenler, tutsak eden ölümün çetin köprüsünden geçip, kuş gibi uçacaklardır.

86- Onlar ki, yasa sunulduğunda, yasayı izlerler, ölümü yenmek zor olsa da; onlar ölüm ülkesinden geçip gideceklerdir...

87- Karanlığın yolunu geride bırakıp ışığın yolunu izlesin bilge kişi, evini bırakıp evsiz ülkeye gitsin, sevinmenin zor olduğu yerde dünyadan el etek çekmekte arasın sevinci.

88- Tüm zevkleri yele versin, bu dünyada hiçbirşeyi kalmasın, arındırsın kendini maldan mülkten bilge kişi; son versin zihnindeki tüm dünyasal kaygılara kederlere.

89- Zihin temelleri sağlam olanlar aydınlanıp bağlılıktan soyutlansın: tüm bağlarını sevinçle koparsın, tüm heveslerini, iştahlarını yensin... ışıkla dolmuş olanlar özgürlüğü bu dünyada tatsın.