“Figure it out. Work a lifetime to pay off a house. You finally own it, and there’s nobody to live in it. Isn’t that remarkable?”

“Şu işe bak. Hayatın boyunca bir evin olsun diye çalış, sonunda ona sahip ol ve içinde yaşayacak kimse kalmasın. Tuhaf, değil mi?”

— Arthur Miller, Death of a Salesman (1949)
“Sadece pasif olanlar, sadece hayatın önlerine çıkardığı şeyi, etkin bir karşılık vermeden, öylece kabul edenler ‘kusursuzdur.’ Birçoğumuz bu kategorideyiz. Ancak, bugün içimizde öyleleri de var ki (her zaman olmuş oldukları gibi) kendilerini küçük düşüren şeylerin düzenini bozan bir şekilde eyler. Bu eylemin gelişimi içinde, bizim duyarsızlıktan veya bilgisizlikten doğan bir korkuyla kabul etmiş olduğumuz her şey gözlerimizin önünde sarsılmaya başlar ve sorgulanır duruma gelir. Ve bir kişinin, görünüşte sabit olan, bizi kuşatan evrene karşı bu topyekün saldırısından (‘değişmez’ dünyanın bu toptan sorgulanmasından) dehşet doğar ve öteden beri trajediyle ilişkili olan bir korku… Daha da önemlisi, o ana kadar sorgulanmamış şeylerin bu topyekün sorgulanmasından öğreniriz.”

— Arthur Miller, “Trajedi ve Sıradan İnsan” (1949)