Siyah tülün altından sıktım elini…
‘Bugün neden büründün bu solgunluğa?’
– İçirdim ona buruk kederimi,
Sarhoş ettim sızdırasıya.
Nasıl unuturum. Yalpalayarak çıktı gitti.
Eğri bir acı konmuştu ağzına.
Korkuluklara değmeden merdiveni indim,
Ardından koştum avlu kapısına.
Soluk soluğa bağırdım: 'Şaka
Tüm bu olanlar. Gidersen beni öldürürsün.’
Güldü tüyler ürperten bir rahatlıkla
Ve dedi: 'Rüzgârda durma, üşürsün.’

Siyah tülün altından…,
Çev: Attila Tokatlı