alain de botton – tabutmag forum
s: ortalama bir insan, karşısındaki kişiden ne kadar süre hayranlık görebilir?

y: tam bir hayranlık mı? genellikle, yarım saat gibi kısa bir süre. proust'un anlatıcısı çocukken, champs-elysees'de oyun oynarken tanıştığı, güzel, hayat dolu gilberte ile iyi arkadaş olmayı arzular. sonunda, bu isteği gerçekleşir. gilberte onunla arkadaşlık kurar ve onu düzenli olarak evine çay içmeye davet eder. bu çay davetlerinde, ona kek dilimler, hizmet eder, ilgi gösterir.

anlatıcı mutludur, ama kısa süre sonra aslında olması gerektiği kadar mutlu olmadığını farkeder. uzun zaman, gilberte'in evinde çay içme fikri, bulanık, uçucu bir hayal olmuştur onun için, ama kızın odasında geçirdiği yarım saatten sonra, onu tanımadan önceki, onun kendisine kek dilimleri sunmasından, kendisini sevgiye boğmasından önceki zaman bulanık ve uçucu bir hayale dönüşür.

sonuçta anlatıcı, kendisine ne kadar lütufta bulunulduğunu görmemeye başlayacaktır. kısa zaman sonra, niçin hoşnutluk duyması gerektiğini unutacaktır, çünkü gilberte'siz geçirdiği günlerin anısıyla birlikte zevk alacağını düşündüğü şeylerin izi de yok olacaktır. gilberte'in yüzündeki gülümseme, ikram ettiği çayın hoş tadı, kızın sıcak davranışları sonunda ona o kadar tanıdık gelecektir ki biz nasıl, ağaçlar, bulutlar ve telefon gibi her zaman her yerde varolan şeyleri fark edemiyorsak o da bunları fark etmez olacaktır.

proust'a göre bunun nedeni, hepimiz gibi anlatıcının da alışkanlıkların insanı olmasıdır. bu yüzden o kendisine tanıdık gelen her şeyi mutlaka küçük görmeye başlayacaktır.

“biz yalnız bizim için yeni olan şeyi, bizi etkileyen, kavrayışımıza niteliksel bir değişim katan ve alışkanlığın solgun kopyasıyla yer değiştirmemiş şeyi gerçekten tanırız aslında.”*

alain de botton
proust(*) yaşamınızı nasıl değiştirebilir

türkçesi: banu tellioğlu
"Geçmiş çağlarda yaşamış insanlar bizden tümüyle farklılarmış gibi geliyor bize. Söylediklerine, açıkça ifade ettiklerinin ötesinde anlamlar yüklemenin doğru olmadığını düşünüyoruz. Bugün hissettiğimiz şeylerin hemen hemen aynısını Homeros’un bir kahramanının da hissettiğini görünce şaşırıyoruz. Epik şairin bizden, hayvanat bahçesinde seyrettiğimiz bir hayvan kadar uzak olduğunu sanıyoruz sanki."

bkz. Kendimiz için okumayı nasıl öğrenebiliriz?